Adem Abi'yle 2011 yılında postcrossinge üye olmamdan sonra, pul sevdası peşinde postaneleri dolaşırken tanıştım. Pul soruyorum diye yüzüme garip garip bakmayan tek memurdu. Bir süre sonra iyice kaynaştık, her gittiğimde "bak yeni pullar geldi, sana ayırdım" diye karşıladı beni. Hemen ardından 2012'de İngiltere'ye gidince oralardan postanenin adresine sürpriz kartpostallar yolladım ben de O'na. ^_^ Döndüğümde ne kadar küçük ama değerli bir şey yaptığımı teşekkür edişinden anladım. Sonrasında ne zaman yurt dışı bir yerlere gezmeye gitsem kartpostal yollamaya devam ettim.
Çalıştığım zamanlarda postanenin çalışma saatlerine yetişemediğimden babam aracılığıyla gönderim yapıyorum. O'na da "çok vefalı kızın var" deyip duruyormuş. <3 Küçücük bir kart belki ama hiç tanımadığınız biri değerini kat be kat fazla bilince garip bir mutluluk kaplıyor insanı. Şimdilerde yine sıkça gidebiliyorum yanına. İkimiz de müsaitsek çay ısmarlıyor, gişenin bankosunda içiyoruz. :)
Bana verilen değerin karşılığını veremediğim ilişkiler de olmuştur muhakkak... Diğer pek çok şeyde işleyen kural "zamanlama"nın öneminin yüksek olduğunu düşünüyorum. Hayat biraz acımasız ve hepimiz enteresan dönemlerden sınanarak geçebiliyoruz. Bu yaptığım eşşşeklikleri saymazsak vefalı bir tipim. Bunu sadece Adem Abi sayesinde anlamadım kuşkusuz. Üniversite hariç çeşitli okul dönemlerindeki arkadaşlarımdan da duydum. Sonra inandım! :D
evet, iğrencim... ahhahaha :D
Bir de felsefe hocam var üniversiteye hazırlıktan... O zamanlarki ergenlik sorunlarımı, sokak ortasında tanımadığım insanlardan dayak yiyişimin travmasını, birey olma çabalarımın sancılarını hep onu psikolog gibi kullanarak atlattım. Sonra dershane bitti ama ben O'nun halini hatırını sormaya, öğretmenler gününü kutlamaya yıllarca devam ettim. Şanssızlık bu ya, bir ara telefonsal aksiliklerden numarası silindi gitti. Hiçbir sosyal medyayı kullanmıyordu, aynı dershanede de değildi, kaybettim. Birkaç yılın ardından internette baya bir aradım, özel bir okulda çalıştığını buldum. Tam "ulan oradan arasam çok mu sapıkça olur" diye düşündüğüm günlerde o beni aradı! (Karmalı günlerim... Hatırlatın da bir ara onu da anlatayım...) Bu kadar denk gelmesinin dışında da çok garipti, çünkü hep ben onu arardım. :)) Açar açmaz "senden daha vefalı birini tanımıyorum, beni yıllarca aramamanın bir nedeni olmalıydı, öldün mü diye kontrol etmek istedim" dedi. :D Konuşmanın üzerinden dört yıl geçti, telefonlaşmaya devam ettik (tabii ki yine ben aradım) bir türlü buluşamadık derken bugün perşembe günü için sözleştik. <3
Telefonda sözleşmeye çalışırken bile başladı "oha evlenmedin mi", "işin de mi yok...", "e, naaptın sen onca sene" diye beni kırıp geçirmeye :)) İçimde çok eğleneceğiz gibi bir his var. Bence karmalı günler geri dönüyor!
(Amin)
:)
:) Ahahhaa annem günü olunca beni evde garson olarak kullanıyor. Boza resmi koydun diye canım çekti. Adem abiyi tanımadan sevdim. Ne güzel bir yazı olmuş bu. :) Yaşasın karma!
YanıtlaSilO görseli ararken vefa bozasının içinde gluten olmadığı ama bizim evdeki markanın içinde olduğu bilgisi gibi gereksiz bir şeye ulaştım :)) işime yaramayan şeyleri daha kolay öğreniyorum, bak bunu da yazayım :D
SilBu postane memurları içerisinde inanılmayacak kadar iyi ve ilgilileri çıkabiliyor. Köşedeki, en iyi müşterisi olduğum şubedeki kadın süperdir mesela, arada pasta kek götürüyorum yapınca ama bu aralar diyet meselesi var uzun süre ihmal ediciiim kendisini :)Bir de merkez postanede bir adam var, senin Adem abin gibi biri, tombul kırmızı yanaklı, pos bıyıklı, güler yüzlü. Bir sürü kart ve kargoyla gittiğim bir gün yorulma diye bankodan içeri çağırdı, sandalyeye oturttu, önüme bir bardak çay koydu ve tüm işlemleri tek tek bilgisayarda kendi yaptı. Pek bi duygulandım ağlayacaaadım neredeyse :)Şube açılalı beri görmüyorum kendisini, emekli olmuş olabilüüü.
YanıtlaSilSizden hayır çıkmadı, ben de ay sonu Mina'yı görmeye Ankara'ya gidiyorum :)))
Yaa ne güzel fikir ben de bi gün kekle gideyim postaneye :)
SilAma ama... gelemiyom çok işsizim! :)) bence 2018de ya Ankara ya da Antalya’da buluşuyoruz. Çok inançlıyım <3
Gerçekten çok güzel bir yazı olmuş ya. Adem Abi'ye çok sevgiler.
YanıtlaSilBir de anne gününün garip bir huzuru var bence . Keşke benim annem de yapsa . Onun yaptığı gün dışarıda arkadaşlarına bira ısmarlayarak olmuştu. Hayatta evde kimseye kısır , kek yaptıramaz ona. Bence kaçma eve sinen kek kokusunun azıcık keyfini çıkar
Sabah kahvaltısında “öğlen ne yesek” konuşulan bir evden bahsediyoruz, o koku evden hiç çıkmıyo ki! :)) gel azcuk da sen kokla... ben de annenin gününe katılmak istiyorum. :D
Sil