duvar yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duvar yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2018 Cuma

Kafam Olmuş... ¨ Yolda 2. Hafta

Boredom is Fun paylaşmıştı,
Fermina Türkçe'ye çevirdi,
Nur topu gibi, 52 haftalık bir challenge'mız oldu.  


*************************************************************
UYARI! Bu aralar tespit sıçasım gelmiş gibi bir yazı...
*************************************************************

Hafta 2 Write about the place you call home / Evim/yuvam dediğiniz yer hakkında yazın.

Nereye yuvam dediğimi bir süre düşündüm. (sanki becerebiiyormuşum gibi sıkıyorum, çaktırmayın.) Kedi gibi olduğuma karar verdim. Herhangi bir yer benim yuvam ama aynı zamanda da hiçbir yer değil. (ouvvv tespitlere gel!) Genel rahat edici bir tipim. Yerimi yadırgamıyorum, evimden başka yerde de tuvalete girebiliyorum, gerekirse köşe yastığı gibi milim oynamayabiliyorum. Rahatlığımla ilgili çekinmelerim yok. Orta sehpanıza ayaklarımı uzatmıyorsam, öğretildiğindendir. Dolayısıyla yaşamam gereken herhangi bir yer yuvam. Öte yandan "yuva", kurulmasında emek harcanan bir yermiş gibi geldiği için de henüz o yere sahip değilmişim gibi geliyor. (He deyin, geçin.)

Nereye evim dediğimi hiç düşünmedim (şükürler olsun). Bütün yayıntımı içinde barındıran, anahtarlığımda anahtarları bulunan yer... Çok derli toplu ve temiz değil. Minimalist değil. Duvarları standart renkte. İçinde yemekler pişen, sehpaya ayak uzatılabilen, kah gülünen kah insanların birbirine çemkirdiği, ısınılabilen, arada misafirleri olan bir apartman dairesi. Şurada bir yerlerde taşınma zamanına ait bir oda fotoğrafı da paylaşmışım.

Kendisini seviyorum. Nüfusu 3 ila 5 arasında değişen ailemiz için uygun büyüklükte. Benim gecenin bir köründe güvenle döneceğim kadar merkezi. Bir şeye ihtiyaç duyduğumda yürüyerek ulaşabileceğim tüm mahalle esnaflarına sahip.

Bundan önce hatırladığım iki evimiz daha olmuştu. (Bir de Muğla var ama onu net hatırlamıyorum.) Onları da seviyordum. Çeşmealtı kışın unutulduğunu zannetse de onu da seviyorum. Aralarda bir takım hastalıklar nedeniyle anneannemde ve ablamda yaşamamız gereken zamanlar olmuştu. O evlerde de aynı şimdikinde olduğu gibi mutlu ve mutsuz zamanlar vardı ve "hadi ben artık eve kaçayım"daki varış noktasıydı. Yani diyorum ki, geçişlerdeki ilk bocalamayı saymazsak, uyuyup uyandığım her yer bir süre sonra evim ve seviliyor. İçinde mutlu olup olmadığım mekanın kendisinde değil içinde bulunduğum değişkenlerde bitiyor. "İçine girince mutlaka rahatlıyorum, kendimi güvende ve huzurlu hissediyorum" dediğim bir yer olmadı. Bir gün olur mu bilmiyorum. Şimdilik olmasın istiyorum. O yer hep kafamın içi kalsın istiyorum...

Eylül'17 - Çeşmealtı

30 Ekim 2017 Pazartesi

Cenk değil, Berk Bey!

Haftasonu diğerlerine göre biraz yoğun geçti. İstanbul'dan, daha doğrusu Dikili'den bir arkadaşım bende kaldı. (İş için İstanbul'dan Dikili'ye taşınması gerekti ve İzmir şehirdışı gibi kalıyor.) Genelde sabahtan çıkıp gecenin bir yarısı girdik eve. Bana da iyi geldi, bir süredir işleri zamana yayarak yaşadığım için konsantre zamanlar geçirmiyordum. Bir de en güzeli cumartesi akşamı onun arkadaşı, benim arkadaşım, arkadaşımın arkadaşı derken grubu büyütmemiz oldu. İş için başka şehirde yaşayanlar, evlenenler ve doğuranlar derken böyle şeyleri çok zamandır yakalayamaz olmuştum. -Günün bilgisi geliyor-  Halbuki seviyorum (can sıkıcı tipler çoğunlukta değilse) kalabalık gruplarla içmeyi.

Özet olarak;


Dostlar fırında boyoz ve sübye tükettik çünkü şehirdışından misafir geldiyse boyoz yedirmek ve beğendirmek zorundayız!

Beyefendi grubunu dinlemeye gittik, mekanın tuvaletleri duvar yazılarıyla beni öldürdü;

Yoğunluğu unutmuş bünyem son gün bir miktar üşüdü :/


Özet geçemeyeceğim kısım ise fal baktırmamız oldu. :) Daha önce deneyimleyen bir arkadaşın tavsiyesi üzere Berk Bey'e geleceğimizi teslim ettik. Bu fal mevzularına kendimi kaptıran bir tip değilim ama bulursam hiç kaçırmam unutacağımı bilir yine de dinler dinler zevk alırım. O yüzden bu sefer unutmayayım diye olacakları buraya da bırakıyorum.
* yıl sonuna kadar yeni bir işe başlıyorum ve 4-5 ay inanılmaz yoğun geçiyor,
* iş izmir, istanbul ve yurtdışı ayaklarından oluşuyor (buldum da ba ba ba!),
* ismi M, E ya da S ile başlayn bir manita yapıyorum. bunlardan ikisi benden küçük (bu konuyu size bir ara yazmam lazım(!) ) ve hepsi bana hasta, ben seçiyorum (haspam!)
* 5 Ocak gibi ilişkimin adımları atılıyor, 2018 sonlarına doğru evlenip 2019'da çocuğu yapıştırıyorum (oha!) --- bu kısımda "oha çok hızlıyım" dedim. "tatlım bu yaştan sonra istersen bi de hızlı olma" dedi. :))) ---
* ailemin sağlığı yerinde, torunlarının mürvedini görüyor,
* bel problemim var dikkat!

Hatırladıklarım bu kadar... O sırada geçmişten birkaç bilgiyi tutturduğunu söylemem gerek. Müşteri çoğaltmak için eşcinsel taklidi yapmayan komik bir abimizdi kendisi... Girişte şaşırıp Berk yerine "Cenk Bey'e geldik biz" dememe rağmen geleceğimizle oynamadı üstelik... :P

Gidip, yıl sonuna kadar beni işe alacak bir yerlere başvuru yapayım da diğerlerine umutlanmak için bahanem olsun!

:)


23 Ekim 2017 Pazartesi

Dikine Pançoz!

Çelınctan habersiz olup son kayıtları okusam, tepkim "ne diyo la bu değişik!" olurdu! Kendimizden bahsediyoruz efenim... Her gün iki kelam edip gidiyoruz. Bir şeylerin bizi buraya sürüklemesini seviyoruz. O yani...

Bak mesela ben bugün duvar yazısı seviyorum diyeceğim.

Daha önce neden örneklerle gelmedim ki size? Halbuki kendimce küçük bir arşivim var. Şimdilik üç tanesini bırakayım. Bakalım sanatçılarımız bize neler demek istemiş...


Eylül 2017 - Çeşmealtı


 Mayıs 2017 - Adana


 Nisan 2017 - İzmir


Ruhu yakalayabilen olursa n'olur seslensin...

:)