Bugün Sizi gülümseten bir şeyleri bizimle paylaşır mısınız? 'a cevap verme sırası, hiç de komiklikli günümde değilim aksi gibi. Yok hayır, öyle kötü bir şey olmadı. Ama bıraksam üzülmeli müzikler açıp uzaklar pozuyla içlenip durucam. Bırakmıyorum! Zaten ben hiç bırakmıyorum. Hep o bırakıyor! "Ben yapmadım, Miki yaptı." (Şair burada koyveren tarafına seslendi, ama mesanesine değil!) Neyse...
Yukarıda bahsi geçen ruh halinin bende arada baş verdiğini çok iyi bildiğimden ben de önlem alıyorum. Çünkü tam olarak şu'yum;
buradaki bakkal Fermina, kendisine de daha önce belirttim.
cümle bilok alemi de bilsin! :))
Bu karikatür niye ben'im bir ara açıklarım. Şimdi konu o değil. Karikatür seviyorum efenim. Karikatüre gülümsüyorum yer yer gülüp kimi zamanlar da ağzımı yarıyorum. Telefonumda aile albümü gibi açtığım bir klasörüm var, içini doldurdum da doldurdum. Bakıyorum kafamın içinde bir hareketlenmeler var hemen açıyorum klasörü. Geçmiyor... yoğunluğu azalıyor... daha akışkan hale geliyor.
Potpori yapmak gerekirse;
bak yine güldüm!
Sokak hayvanlarının yanından geçerken gülümsüyorum (özellikle uyuyorlarsa), posta kutumu dolu bulursam, gerçekten içten gelerek yapılan şeyleri fark ettiğimde, kavurmadığı zamanlar güneşe doğru, gülümsüyorum. Yani kaslarım çalışıyor. :P
En çok anlık, saçma durumlara gülüyorum sanırım. Hani şu, sonradan başkasına anlatılan ve hiç komik bulunmadığı için göt gibi kendi kendimize güler kaldığımız durumlar. :))
Hayvan video ve fotoğraflarına da baya içten gülümsüyorum. Ama şu zoraki komik hale getirilmişlere değil. Doğal hallerindeyken yakalanmışlara... Bu o kadar içimi açtı ki telefon ekranına layık gördüm. (Bir önceki de Little Miss Sunshine afişiydi misal...)
Bir de uzun zaman sonra en çok güldüğüm şey şu aşağıdaki. Az ve öz görüştüğüm, naber demeyeli bile en az bir yıl olmuş bir arkadaşım göndermiş. Var olsun, günlerdir her defasında gülmeye devam ediyorum. ^_^
***Başını kıçını pek bağlayamadığım bir yazı oldu. Yoksa hep giriş-gelişme-sonuç..!***
:)))