30 Nisan 2016 Cumartesi

Sıralı Tam Listem Var

Efenim kendimce teknolociden anlar, bir şekilde altından girer üstünden çıkarım lakin meydan okuma ile birlikte bulduğum ama takip et butonuna tıklayamadığım bloglar oldu. Kesin çözümü bulana kadar kendime bir liste yapmaya karar verdim. Belki sizin de işinize yarar. Meydan okumaya katıldığını bildiğim blogları linkleriyle şuracığa bırakacağım. Arada öküzlüğümden atladıklarım, haberim olmadığı için ekleyemediklerim varsa lütfen yorum kısmına "huoop hişş ben de varım" desinler. Bu yazıyı durmadan yenileyeceğim. Ben bir hayli uzun süre daha okumaya devam edeceğim gibi geliyor çünkü... :)





Herkese güzel haftasonları!
:)



01.05.2016 güncelleme 1

28 Nisan 2016 Perşembe

Deve ~ Çelınc Gün 17

Ne biçim burcum varmış. Fermina'dan özendim ecnebi sitelerden bakayım dedim. Cancer yazıyorum evlerden ırak şeyler çıkıyor. Crab yazıyorum yemek tarifleri çıkıyor. Bu ne be! :)) (Burcumun özelliklerinde isyankarlık var mı ki?)

Düzgün bir girizgah yapmak gerekirse (ki aslında gerekmez...) bugün Burcunuz nedir? Sizinle uyumlu olan özellikler hangileri? sorusuyla kıvranıyoruz.


https://tr.pinterest.com/pin/237564949070745220/

Bir takım sayfalarda çarşaf çarşaf özellikler gördüm. İtiraf etmek gerekirse okumaya üşendim. Öyleyse yengeç burcu tembel, elde var bir. :P

Ablamla aynı burcun insanlarıyız. Ne kadar farklı olduğumuzu bile bile nasıl inanayım ben bu burcumun özelliklerine? Onun yerine bizi 11 gün arayla dünyaya getirmeyi başaran ailem hakkında çıkarımlar yapmak istiyorum!!! ahhahahah :D şaka be şaka... şimdi girmiyorum öyle bir konuya, başka zaman! o.O

Hızlı hızlı geçerken bir yerlerde evcimen gördüm. Külliyen yalan! Evdeysem ya param ya arkadaşım yoktur. Ki ikisi de yoktur... <3

Başka bir satırda hayalperest gördüm. Bu da külliyen yalan. Hiç hayal kuramam. Beceremiyorum. Daha çok gerçekçiyim. Üzülürken bile gerçekçi...

Duygusal... Kendime göre duygusalım diyelim. Benim için tüm salona papatyalar serip oraya buraya mum yakmış adama ilk tepki olarak "bir yerler yanmasın" deyip, başka biriyle yıl dönümümde kaburgacıyı tercih eden bir insanım. Ama duygusalım yani o kadar da şaapmayın, mihii! :)

"İntikam alma arzuları vardır" yazıyordu bir yerde. Bunu uygun buldum. Kinciyimdir birazcık! O aşamaya getirene çılgınca beddua ediyorum. Hiiç öyle "yapma, etme" demeyin. Daha önce de defalarca dediler. Ben yine de ediyorum. Yalnız son bir süredir biraz insafa geldim. Sonucu karşıdakine bırakan dualar ediyorum. "İnşallah senin çocuğunun da senin gibi bir çalışma arkadaşı-müdürü olur" , "inşallah senin çocuğun da her seferinde tam olarak senin gibi birine aşık olur" vb... Yani sonuçta ben iyi/kötü bir temennide bulunmuyorum. Herkes nasıl biri olacağına kendi karar versin. Çocuk yapmanın en büyük sorumluluğu bu bence. Herkesin, birilerinden olma bir çocuk olduğunu unutmamak! (Bu konuda çok ısrarcı ve net'im - ay bakayım, sabit fikirli mi yazıyo o özelliklerde abovv :P )

Özenti olma sonucum en azından bir meyve verdi, şunu buldum;


https://tr.pinterest.com/pin/460844974349317968/

Bu kadan basit şeyi söylediğin halde anlamayan insan var ya... gebermeyesiciler! Olay çikolata falan değil tabii, sevmiyorum zaten o kadar... Geleceğim yer yine gofretli o karikatür.

Ama en çok Zaytung'u uygun buldum;


YENGEÇ (22 Haziran - 23 Temmuz)
Bu hafta sizi Nişantaşı, Şişli ve Sarıyer civarında gezdire gezdire dövecekler. Yalnız bu nasıl bir fantezidir? Kimlere bulaştınız siz?


Geçen haftasonu en daha öncekilere benzemeyen İstanbul ziyaretimi yaşadım. :)) Gerçekten de Nişantaşı, Şişli taraflarında geze-içe ertesi gün kendimi dövülerek uyanmış hale getirmeyi başardım. Ve daha nicesi... :) (yaa bak bunlar hiç anlatılmıyor Saçaklı! ^_^ ) 

Hafızama kuvvet, yarın ilk gittiğim konseri hatırlayacağım. (amin.)

Gönül Verememeler ~ Çelınc Gün 16

Bugün aslında iyi bir şey oldu... Yani öyle pek mattah değil de... Ben de çok "vuuu" olmadım... Olamıyorum da zaten. Tepkisizim biraz üzerinize afiyet! Yine de iyi bir şeyler oldu. Yani bakalım, bir şey farkedecek mi... Öyle karar verelim. Neyse...
Sevgili Karma, bana daha iyi gelecek şeyler de var. Uygun görürsen bir ara oturmaya bekliyorum, amin! :)

Yazmalı, çizmeli, boyamalı şeyler yapmaya izin veren günler de geldi çelıncta dünya gözüyle... O, El yazını göster diyor, ben bokunu çıkartmak serbest olarak anlıyorum;



Yukarıda görünen siyah defterimi bayılarak aldım. (Bir tane daha var, onu da bayılarak aldım seni inandırsın...) Yazım sanatına (kaligrafi demeye dilim varmaz) gönlümü verecektim lakin göynümün bir tarafına koydukları için hiçbir yerlere veremiyorum şuan. Zaten ilk denememde de "minutes" yazacağıma "munites" yazarak hevesimi kırdım. Bir köşede havalı cümleler biriktiriyorum, hakemler "yürü ya kulum" çizgisini gösterdiği an sayfalarca çızıktırıp ortalıkta yayınlayacağım.

Yazımı beğeniyorum. Özellikle tontik uçlu kalemlerle yazmak çok zevkli. Gün içerisinde mutlaka kalem kağıt kullanıyorum ama çoğunlukla bilgisayar üzerinde yazı yazıyorum. Buna rağmen işte bir ajanda, bir defter ve bir de müsfette kağıt kullanıyorum. :) Hafızam zayıf, yazmam lazım! Öyle tek çeşit kalem de yetmiyor tabii ki... Renkler, çeşitler... :)) Evde 3 kova kalemim var, işte başlarına bir şey gelirse diye bir tane bile götürmeye kıyamıyorum. Evet, mezara götürücem! o.O

Yarın çelınc bizle flört etmek istiyor, ben diim! Bir tek "okuyo musun, kaça gidiyosun" demediği kaldı.

:)

27 Nisan 2016 Çarşamba

Alt + 15 ~ Çelınc Gün 15

Odamla salon arasında bariz 3 derece fark var. Benim oda belli ki kutuplara daha yakın! :/ 
Abartma diyeceksiniz de an itibariyle salonda tshirtle, odada +uzun kolluyla oturulabiliyor. Bu durum sadece bu evimiz için geçerli değil. Tüm oturduğumuz evlerde odam evin hep en soğuk odası oldu. Oturup ailemin sevgisini sorgulamak istiyorum ama geride kaldığım çelınca Favori mevsiminiz hangisi? Neden? sorusunu yanıtlayarak artık yetişmem lazım.

http://www.buzzfeed.com/kevintang/20-insanely-talented-gif-illustrators-you-should-follow?utm_term=.dsbyMoqgJ

Tüm yapış yapışlığına ve bunaltıcılığına rağmen ben yaz'ı seviyorum sanırım. Canını yediğimin şehrinde bahar denen bir şey olsa onu mu seviyor olurdum diye bir düşündüm. Yok... I ıh! Ben bildiğin yaz seviyorum. 

☼ hava erkenden kararmamalı - uyandığımda karanlık olmamalı, 
☼ denize girebilmeliyim, tuzlu saçlarımla ertesi güne kadar durup tekrar denize girmeliyim. yok tatil günü değilse tuzlu saçlarla işe gitmeliyim <3 (hayır, hiç kaşınmıyorum!)
☼ temmuz - ağustos gibi insan hiçbir şey giymese bile kar etmiyor, biliyorum. yine de kışın o kat kat olma hali beni daha çok yoruyor. giyisilerimden yorulmamalıyım (uu beybi!),
☼ mangal başında duran için eziyet olsa da yaz gelince daha çok daha çok çomçok mangal yakılabiliyor! :)
☼ meyveleri kışa göre daha güzel (ya da ben daha çok seviyorum),
☼ daha çok taş toplanabiliyor allah sizi inandırsın! :)
☼ bi de bu bahaneyle klavyede güneş yapmayı öğrendim :)))) (alt+15)

http://giphy.com/gifs/love-cute-water-Fm9dmbx8PzjVe

Challenge bizimle mülakat yapmaktan vazgeçip içimizi daha ferah tutabileceğimiz sorularına döndü! 
Teşekkürler challenge!
:)

25 Nisan 2016 Pazartesi

Leblebi Çıkmasa Bari ~ Çelınc Gün 14

Meydan okumanın bundan sonrasında yollar kısmen daha açık. Yolu yarılamışız, ondördüncü güne gelmişiz. Bugün herhangi özel bir yeteneğimizin olup olmadığı merak konusu.

Yok(nokta).

Özel yetenek dendiğinde şunun gibiyim;




Soruyu okuduğumdan beri beş basamaklı sayıları akıldan çarpabilenler, gözleri bağlı küp oyununu çözebilenler, burnundan leblebi sokup başka tarafından çıkaranlar falan canlanıyor. :)) 
Youtube'u da biraz karıştırdım. Orada da havada duranlar, cam yiyenler, keman çalabilen beş yaşındaki veletler var. 

Ben en fazla bunu yapabiliyorum;



:)

Favori mevsimlerimizde görüşürüz. Ben azcık sizin blogları kurcalamaya gidiyorum.


"Hepsi Öpüşüyo Şimdi" ~ Çelınc Gün 13

Dün akşam salonda uyuyup kalmışım. Uyanıp yatağa geldiğimde saat 06:30'du. Zaten 07:00'de kalkıyorum. :/
İş günü biraz yoğun geçti saate baktığımda 16:00'dıydı. O zamana kadar anlamamışım...
Eve geldim ve son enerjimi de annem ve babama internetten alışveriş yapmasını öğreterek harcadım. 
Tam kendimi yatağa doğru bırakıp telefon fışfışlamaya başlamıştım ki şu karikatürle karşılaştım;

buraya; yıkılmadım ayaktayım şarkısı gelecek! 

Engellenemez bir şekilde karikatüre gülüyorum son yarım saattir. Yataktan kalkmamı sağladığı için kendisine teşekkürü bir borç bilirim! :)
Kelimelik oyunundaki rakiplerim bile benimle oynamadan kıçlarını dönüp gittiklerine göre meydan okumanın sorularına kendimi salma vaktim gelmiş demektir!!! :))) 

Favori ya da sizin için anlam ifade eden bir alıntıyı diyor, paylaşır mısınız diyor... Saçaklı bunu favori şiiriniz olarak meydan okumak istemiş olabilir tabii, ıhıı, pardon! :)

Zerre şiir bilmiyorum. Evet, bir tane bile... Düz yazıya kafam daha çok basıyor. Fotoğrafa daha da çok... Görerek daha iyi anlayabiliyorum, daha fazla hissediyorum. Yine de okuduğum kitaplardan not aldığım cümleler var. Ama onlar yerine bu iş için seri olarak aldığım Metis defterlerini göstericem mesela şimdi size. Kendiliğinden de sayfa altlarında alıntılarla dolu.



Son olarak favori alıntımı da bırakıyorum;


Şaka yapıyorum sanıyorsunuz. Ama yapmıyorum!
Sarılın!


Anadol ~ Çelınc Gün 12

Meydan okumanın bir kısım soruları zorlayıcı olmaya başladı. Niye eziyor ki şimdi bizi İlk arabanız neydi? Peki ya şuan kullandığınız araç? sorusuyla. Hiç arabam olmuş mu ki bir de ilki olsun, te allaam!

Ailemin ilk aracı 74 model bir Anadol'du, tek kapılı. Ne çok yere gittik o arabayla arka koltukta haşlanmış patatesler, yumurtalar ve domates salatalık kırtlayarak. Bir güzel de uyunuyordu. Arabanın arkası mı çok büyüktü ben mi çok küçüktüm emin değilim. Yazım sanatı olsun diye değil, gerçekten emin değilim. :) Çünkü tee üniversitede satılıp yenisi alındı ve çok da ufak tefek bir tip değilim. O zamana kadar da hep rahatça sığdık çekirdek ailemiz ve tüm bavullarımızla. 

Sadece gezi görmedi tabii ki. Bir iki çalmaya çalıştıklarını hatırlıyorum. Kapısını açmak kolay ama içinde baston kilit vardı, hehee yer mi Anadol'u çocuğu! :P Bir takım zamanlarda bozulup bizi yolda bıraktı. Son olarak bütün araçlar sele kapılıp yer değiştirirken bizimki suyu çekip gömüldü. İnanmazsınız ondan sonra dahi çalıştı. :) Astarı yüzünden pahalı olmaya başlayınca da satılıp Clio alındı. Tek avuntum satılmadan önce bir kere de olsa kısa mesafe kullanmayı denemiş olmak. ^_^

Evde araç kullanmayı becerebilen tek kişi babam. Onun da ne kadar becerebildiği soru işareti. :) Annemin ehliyeti yok. Benim ve ablamın var da ne oluyor gerçi! İkimiz de kullanamıyoruz. Bende trafiğe karşı bir korku var. Başkası kullanırken tedirgin olmuyorum lakin kendim kullanmaya çekiniyorum. Bir yerde bunu aşmam lazım, biliyorum. Henüz yolunu bulabilmiş değilim. Lütfen sihirli değneği olan varsa değdirsin! (Tövbeee o.O )

:)

Şimdi kullandığım bir araç da yok. Sadece yazlıkta ortak bir bisikletimiz var. Sepetine Bastet'i koyup dolaşabildiğimiz gün bayram ilan edicez! :))



(anadol'un bir fotoğrafını aradım, bulamadım. sonradan bulursam bu yazıya eklenecek)

24 Nisan 2016 Pazar

Çorba ~ Çelınc Gün 11

Güçlü yönümüzden bahsetmişiz çelınc da durur mu yapıştırmış cevabı Biraz da zayıf yönlerinizden? bahsedin demiş hemen ertesinde.

Çorbamdan sinek çıkıyor ben yine çorba içmeye devam... En zayıf yönüm bu sanırım. Aynı yerden çorba içmiyorum belki ama başka yerde de kaşığı bir daldır bir bak demi, yok! Lüplüp içiyorum. Halbuki bir baksam, yoklasam da bir şey varsa görsem. Hevesli hevesli içmeye başlamışken kursağımda kalmayacak demi? Evet. Cevabı da biliyorum bak... Kafam kalınsa demek, almıyor.

Korkağım bir miktar. Normal düzenimi bozmasına engel olmuyorum ama korkmasam daha iyi daha rahat yaşarım sanki...

Zaman yönetimim yok mesela. Bütün sabrımı, düzenliliğimi ve planlama yeteneğimi işime harcamama bağlıyorum bunu. Özel hayatta sıfır plan. Hep yumurta kapı. E ne zararı oluyor derseniz yoruluyorum. Kah akılsız başın cezasını ayaklar çekiyor kah ruhum.

Sonuna kadar dayanıp eninde sonunda ümit etmemi sağlamalarına izin veriyorum bir de. Bildiğin zayıflık. Bile bile lades. Büyük kemik hiç benim elimde kalmıyor. İşimi yapıp maaşımı almaktan başka bir beklentim yokken neden vaat veriyorsun. Öyle büyük bir rol beklemezken neden iki lafından biri bensiz olmamak üzerine. İşte yapamıyorum ama özel hayatımda uyarıyorum bir de (sadece sevgili olarak algılanmasın), bana söylenenlere inanıyorum, bir şey de beklemiyorum bana büyük laflar etmeyin diye. Bunun nesi anlaşılmaz bilmiyorum. 
Bir boşver diyorum iki abartıyor salla diyorum üç he he tamam diyorum sonra kanıyorum. Ufak bir terfi belki maaşa az bir zam olacak sanıyorum... İhtiyacım olduğunda bana beş dakika ayrılır sanıyorum. Bunların hiç biri olmuyor. Saf salak bi kadın da değilim ama kanıyorum her seferinde. Sonra yeni porsiyon çorbayı içmeye devam...

***söylenesi gelmiş***

22 Nisan 2016 Cuma

Yastığa Beş Kala ~ Çelınc Gün 10

Tam hızımızı almışız onunca güne gelmişiz paaat diye Bize biraz güçlü yönlerinizden bahseder misiniz? sorusu geliyor. (çevirimi sevdiğim!) Bir değil yani... Yönleriniz bir de! 

En güçlü yanım uyku bence... Çok da ciddiyim, hiç de şaka yapmıyorum! 
Yastığa beş kala uyuyup herkesi sinir ediyorum. Çok nadir yatakta saatlerce dönüp uykusuz kalıyorum, baya nadir... Yerimi yadırgamam... Hatta uykum varsa yatağa dahi ihtiyacım yok. Sesmiş, ışıkmış pfff! Uykuda hem yemek yiyemediğimizi hem de düşünemediğimizi hesaba katarsak bence çok karlıyım! o.O Yeri gelince 3er saatlik uykularla da idare edebiliyorum. Müsait bir zamanda tekrar depolama yapıyorum. :))


Aslına bakarsanız pek güçlü bir yanım yok. Hafif korkak, biraz tembel çokça da gaza gelemeyen biriyim. Tüm bunlar bir araya gelince gümbür gümbür ilan edilecek güçlü yanı bulamıyorum. Sormak istesem kime sorardım onu da bilemedim. Şuracıktan (ya da esasen) tanıyanlardan yazmak isteyen varsa şıftırsın yorum kısmına, düşüncelere zerk ettirsin beni. :)

Bir yön var aslında benim sevdiğim ama güçlü sayılır mı bilmiyorum. İşime yarıyor sadece... 
Kendimi oyalamayı biliyorum yaklaşık 2012'den beri. İtiraf etmek gerekirse bu çelınc da onun sonucu. Şuan gece saat 1, öküz gibi yorgunum, yarın hem işe oradan da yola gideceğim ama buraya bir şeyler yazmaya çalışıyorum. Çünkü yazmam lazım... Çünkü çaba sarf etmeden olmuyor. Uykusuz kalayım, nelersiz kaldım, bu ne ki... (burada Müslüm Gürses şarkısı çalacak :P ) 
Gerçekten çabalıyorum. Bu çaba sayesinde buradan hayatıma giren çok acayip insanlar oldu mesela... 15-16 yıllık arkadaşıma anlatamadığım şeyleri döküldüğüm, kalkıp yanlarına gittiğim, gelsinler diye diller döktüğüm... Yine bir takım çabalarla kendimi çalışana ihtiyacı olmayan bir yere tanışmaya davet ettirdim ki öyle dökülmeye müsait bir gündü ki... Bir de hayranı olduğum birine "sen Saçaklı'sın demi" dedirttiğim bir hikayem var ki piuu... :) Öyle yani... 
Her zaman başarı getirmiyor tabii ki. Halılarda ağlayarak yuvarlandığım, üç gün yataktan çıkmayıp yemek yemeden suyla beslendiğim hikayeler falan da var... Sadece o zaman bile "şimdi bunu yaşayayım sonra geçer" dediğimi biliyorum. Sonra onlar geçti, yenileri geldi. :)))
Ama her zaman bir şekilde oyalıyorum kendimi. Bak, ne güzel şenlendi buralar, bilmediğim bloglar öğrendim. Bütün gün bilgisayar başında çalıştığım yetmiyor gibi gelip manyak gibi herkes ne yazmış diye tek tek okuyorum. Yaptığım yorumlara cevap geldiyse diye onları da kontrol ediyorum. Kafamı dağıtmak için başladığım şey sonra kendiliğinden beni içine çekiyor. Ya da ben çabuk kanıyorum! :)) O da ayrı bir mevzu...

Çantamı hazırlamam lazım köftehorlar, yine kaptınız onuncu günü! :Pp

İyi ki yalnız bırakmadınız lan! Çok acayip yuvarlanırdım!
;)

21 Nisan 2016 Perşembe

O Yetenek Buraya Gelecek! ~ Çelınc Gün 9

Sürekli yakındığım şeydir; "yıl olmuş 2016, hala yetenek yüklenemiyor"! Kesinlikle rezalet...

Çelıncımız dokuzuncu gününde Hangi alanda iyi olmak isterdiniz? buyuruyorlar... 
Düşünce okuyabilme alanında asdfghgfdh... :)) Yok be yok. Ben oldum olası çizim yeteneğim olsun isterdim. 
Aslında bu soru bir enteresan... Alanında iyi doktor, alanında iyi fizik öğretmeni kavramları da var. Herhangi bir alanda uzmanlaşacak kadar çalışamadığı, o "iyi" olma mertebesine erişemediği için her seferinde iş bulmakta zorlanan biri var klavyenin önünde. Her defasında yeniden başladığı için "iş bulunca teyzeme söğüş ısmarlıycam" hayaline yetecek kadar kazanabilen biri... O yüzden size bahsettiğim tarzda örneklerle gelemiyciim... Tüm bunları boş verip çizime geri döniciim tabii ki! :)

Bakın resim demiyorum, çizmek diyorum. Yükseklerde gözüm yok. Ne bileyim bir at çizmek isteyince çizebileyim mesela ya da atıyorum bir karga... Olmuyor, olamıyor... Enseyi karartıyor muyuz? Hayır! Kendimize, zaten çizebildiklerimizi çizmek istiyormuş gibi davranıyoruz, oluyor bitiyor. :) Misal ben sürekli bulut, güneş, balık ve kedi kafası çizmek istiyormuşsam demek... (Posca :kalpkalpkalp: )


cüzdanın ilk hali

Daha önce şu yazımsıda çok beğendiğim iki kadının sosyal medya hesaplarından bahsetmiştim. Tam olarak aradığım şeye sahipler, basit çizgilerle her istediklerini anlatabiliyorlar. Yükseklerde gözüm yok demiştim!

Ama madem sorumuz "iş bu ya..." şeklinde burnu havadalık yapıyor, buyrun o zaman alanımda en son gelmek istediğim noktaya... o.O

Marek Brzozowski

Marek Brzozowski


***görsel paylaşmazsa ölecek hastalığım var çocuum benim...***
:)

19 Nisan 2016 Salı

Tadelle Varsa Versenize ~ Çelınc Gün 8

Bugün Sizi gülümseten bir şeyleri bizimle paylaşır mısınız? 'a cevap verme sırası, hiç de komiklikli günümde değilim aksi gibi. Yok hayır, öyle kötü bir şey olmadı. Ama bıraksam üzülmeli müzikler açıp uzaklar pozuyla içlenip durucam. Bırakmıyorum! Zaten ben hiç bırakmıyorum. Hep o bırakıyor! "Ben yapmadım, Miki yaptı." (Şair burada koyveren tarafına seslendi, ama mesanesine değil!) Neyse...

Yukarıda bahsi geçen ruh halinin bende arada baş verdiğini çok iyi bildiğimden ben de önlem alıyorum. Çünkü tam olarak şu'yum;

buradaki bakkal Fermina, kendisine de daha önce belirttim. 
cümle bilok alemi de bilsin! :))

Bu karikatür niye ben'im bir ara açıklarım. Şimdi konu o değil. Karikatür seviyorum efenim. Karikatüre gülümsüyorum yer yer gülüp kimi zamanlar da ağzımı yarıyorum. Telefonumda aile albümü gibi açtığım bir klasörüm var, içini doldurdum da doldurdum. Bakıyorum kafamın içinde bir hareketlenmeler var hemen açıyorum klasörü. Geçmiyor... yoğunluğu azalıyor... daha akışkan hale geliyor.
Potpori yapmak gerekirse;



bak yine güldüm!

Sokak hayvanlarının yanından geçerken gülümsüyorum (özellikle uyuyorlarsa), posta kutumu dolu bulursam, gerçekten içten gelerek yapılan şeyleri fark ettiğimde, kavurmadığı zamanlar güneşe doğru, gülümsüyorum. Yani kaslarım çalışıyor. :P

En çok anlık, saçma durumlara gülüyorum sanırım. Hani şu, sonradan başkasına anlatılan ve hiç komik bulunmadığı için göt gibi kendi kendimize güler kaldığımız durumlar. :)) 

Hayvan video ve fotoğraflarına da baya içten gülümsüyorum. Ama şu zoraki komik hale getirilmişlere değil. Doğal hallerindeyken yakalanmışlara... Bu o kadar içimi açtı ki telefon ekranına layık gördüm. (Bir önceki de Little Miss Sunshine afişiydi misal...)


Bir de uzun zaman sonra en çok güldüğüm şey şu aşağıdaki. Az ve öz görüştüğüm, naber demeyeli bile en az bir yıl olmuş bir arkadaşım göndermiş. Var olsun, günlerdir her defasında gülmeye devam ediyorum. ^_^





***Başını kıçını pek bağlayamadığım bir yazı oldu. Yoksa hep giriş-gelişme-sonuç..!***
:)))

18 Nisan 2016 Pazartesi

Pijamada Şoparlık :kalp: Ben ~ Çelınc Gün 7

Meydan okuma bana "üzerinde ne var" mı dedi! Lan!! o.O
Tamam, daha usturuplu sormuş; Yatarken ne giyersiniz? Uu beybi! :P



Tam olarak bu! Birebir, anlık (21:30)... 
Gecelik dediğimiz o merete hiç alışamadım. Kış oldu mu bunun polar versiyonunu, yazın şortlusunu tercih ediyorum. ve tshirt üstü katlar... Biribirine uyumluymuş, değilmiş, piuu... Ev hali ayol! :)

Misafir bir eve gidiyorsam siyah eşofmanım var onları atıyorum çantaya bayramlık misali. :)) O kadar da öküz değilim tabii ki! Ama onlar da hep pazardan... :D

Eski model çubuklu bir pijamam da olsun istiyorum. Arada bakınıyorum, hep erkekler için. Bulursam hemen bir tane kapıp mangal başında poz vereceğim. :))

Meydan okumanın yedinci sorusunun tam da pijamaları çıkartmanın en zor olduğu güne denk gelmesi de ayrı bir ironi! 
Hayat biznen alay ediyor azizim, mehmehmeh! (çizgili pijama ve elinde fiskiynen söyledi)
:)

İyi haftalar olsun...

17 Nisan 2016 Pazar

Orangutan ~ Çelınc Gün 6

Gençliğinde evde kedi beslemiş bir annem, köyde hayvanların arasında büyümüş bir babam var. Bizim evde hayvan beslenmiyor, skandal! Haklarını yemeyeyim ben küçük, ablam yine büyükken ( :))  ) tavşan beslemiştik. Bir de beslemeye çalıştığımız birkaç balık ve bir adet de kaplumbağa var geçmişimizde. Kaplumbağa şimdikiler gibi küçük sanılmasın lütfen, leğende duruyordu, boyutunu hayalinize bıraktım.

Ailemizde üzüm gözlü bir piremses var aslında. Benim sokakta bulup ona götürdüğüm, ablamın kedisi... Mayıs başında yazlıkta tatile başlayan, Kasım başında tekrar ablamın evine dönen, artık ailemizin ortak kedisi olmuş "gibi" olan Bastet. Neticede benimle birlikte yaşamadığına göre ben besliyor olarak saymıyorum kendimi.


Eşşek kadar olduğum halde bu zamana kadar kendi evimde yaşamışlığım yok. O gün geldiğinde balık, kuş, kaplumbağa ve buna benzer sıkıştıramayacağım hayvanları beslemeyeceğim net.

Altıncı günün sorusu olan Evcil hayvan olarak ne beslemek isterdiniz?'i "mümkün olsa ne beslerdin" gibi kabul ediyorum ben.
Net olarak orangutan! :)
Ocak ayında şu videoyu izlediğimde karar verdim sanırım. Bir takım mesajlarla darlayarak Fermina'yı da ikna etmeye çalıştım. Biraz düşünecek. :P

Gelelim bu isteğimin nedenlerine;

Bir kere kedigili benim gibi seviyor...



Akıllı...

pinterest'ten

Duygulu...

pinterest'ten

İnsandan daha insan...

pinterest'ten

Beslenir demi? Bence kesinlikle beslenir. Hı? 
Siz bunu bir düşünedurun ben kitap fuarına kadar gidip geliyorum. :)


16 Nisan 2016 Cumartesi

Ortalama Bir Boyum Var Türlü Türlü Huyum Var ~ 2 / Çelınc Gün 5

Koleksiyonunu yaptığınız herhangi bir şey var mı? diyor meydan okumamızın beşinci günü.

Biraz hile hurda karıştırmamda sakınca yoktur diye düşünerek daha önce (2014 o.O) başladığım bir serinin (sadece bir yazı var) devamını getireceğim. Kim bilir belki meydan okuma bittikten sonra seriye devam da yazarım (inanmadan söyledi). :) 



Arkadaşlarla gidilen barlardan - arkadaşların bensiz gittikleri barlardan toplananlar, para verilerek alınanlar, hediye gelenler... ufak çaplı bir bardak altlığı koleksiyonum var. Çoğunun arkasında alınan günle ilgili tarih ve kişi isimleri yazıyor. Her iki yüzünde birden yazanları buraya koyamadım. Bir de aynısından alınanlar var, onları da aradan çıkardım.

Sinema ve tiyatro biletlerini saklamak için bulduğum ufak çaplı çözüm diğer yazıda var. Bunlar için henüz bir çözüm bulamadım. Çekmecelerimin birinde benimle birlikte mezara gidecekleri günü bekliyorlar. :P

Şöyle bir bakacak olursak; dergi, kitap ayracı, kalem, çakmak (hayır sigara kullanmıyorum), pul (uu beybi!), para, kum, kalp taş(!) ve daha nicesini biriktiriyorum. (çakı çakmak ustura tarak diye gezinen vapur satıcısı gibiyim yeminle :)))  ) Meydan okuma sağolsun, anladım ki çöp ev olma konusunda yalnız değilim. Bir miktar içim rahatladı. :) Bir de geçen ***spoiler*** Big Bang Theory'de Sheldon'ın "atamayıcı" olduğunu öğrendiğimden beri biraz umutluyum. Gerçi adamımız çöp ev yerine çöp depo yapıp içini mükemmel bir düzen içinde yerleştirmiş tabii ki ama olsun. Umudumu benden çalmayınız! Benim de bu çöplerin arasında kafamın az da olsa çalışacağına inandım, artık çok geç... :P

Yarın Evcil hayvan olarak ne beslemek isterdiniz?'de görüşürüz. 
Şimdi party hard! zamanı!!! (gidip çiğdem yiyecek...)
:)

Çiğdem ~ Çelınc Gün 4

Yorucu geçen bir hafta, sinir bozucu geçen bir iş günü ve yeter miktarda uç uca ekleme yeteği neticesinde cuma akşamı eve gelip bir şeyler atıştırdıktan sonra biraz uyumalıyım diyerek yapılan final... Bırak bir kiloyu bir kase bile yenilemeyen çiğdem!


Dünkü ruh halimle gelip buraya yazsaydım sadece "tek ve dımdızlak yaşarım uleeen"den ibaret olacaktı Kim veya ne olmadan yaşayamazsınız? Neden? sorusunun cevabı.

Bugün de çok farklı değil gerçi. Küçük kısa tarihlerimiz bunu öğretmedi mi zaten? Maddesel kayıplar, götünü dönüp gidenler, götümüzü dönüp gittiklerimiz, belirli sebeplerden uzak kaldıklarımız... Bir şekilde yaşıyoruz. Öğreniyoruz. Bir zamandır kafamda, alışıyor muyuz yoksa bu eksiklere katlanıyor muyuz, boyun mu eğiyoruz mecburen sorusu var? Cevabı ne olursa olsun nefes alıp vermeye devam ediyoruz. Buna yaşamak deniyor mu, orası ayrı soru.

Gerçek olmayan paralel evrenimde huzur veren birkaç aile bireyi ve dost kıçımın dibinden, alo deyince ulaşabileceğim imkanlardan daha uzak olmasınlar istiyorum mesela. Ne olmadan sorusunun cevabı ise "sarılmak". Tabii bunlar hep paralel evrende!

Ben gidip biraz Bastet'in göbeğini sıkmak suretiyle kendimi tırmalatayım. Bak mesela bu olmadan da yaşayamam. Kendime getiriyor şerefsiz!

:)




(akşama doğru da beşinci soruyla dönüyorum. koleksiyon bizim işimiz! :P )


14 Nisan 2016 Perşembe

Açma Halkası ~ Çelınc Gün 3

Düne göre daha makul bir saatte karşınızdayım. Bugün de anneanne ziyareti vardı. Bakalım Saçaklı'yı yarın hangi sebep erken yazmaktan alıkoyacaktı...

"Cüzdanınızda neler olduğunu bizimle paylaşın" yazıyordu listemizin üçüncü maddesinde. Biz onu yine genişlettik; cüzdan olur, çanta olur, hepsi birden olur, hiçbiri olur diye sepserbest bıraktık. 

İlk önce üzerine posca kalemlerle bir şeyler çizdiğim ve dahi çizdirdiğim cüzdanıma bakalım;



Her cüzdanda bulunan kimlik, ehliyet, bir takım tükkan kartlarını ve kartvizitleri olayın dışında tuttum.
> yeşil ip geçen yazdan kalma bir yamaçparaşütü hatırası. 2007'de yaptığımda da istemiştim pembesinden vermişlerdi, o gün bugündür bileğimde duruyor. Bunun kaderi cüzdan oldu nedense...
> istanbul ve ankara'da uçaktan inip otobüse binmişim zamanların ikisinde...
> tanıtım kartımsı...
> Fermina Hanım sayesinde bir EGO... :)
> 2 öyro, normal şartlar altında uğur getirmesi gerekiyor... o.O
> çekilişe katılınmış bir açma halkası... (ne zaman kazanıyorum acaba! :P )
> kendisi küçücük ama önemi Shrek kadar, ucu kalpli bir nazar boncuğu...
> ve tabii ki kalp taş! :))

Mevcut cüzdanım üstteki siyah olan ancak bugünlerde uygun bir kartvizitlik bulup ablamın yaptırdığı Bastet ve ben cüzdan ve bozuk para keseciğine geçme planlarındayım. ^-^

Gelelim çantaya;



Bunu da daha tumblr kızı gibi çekebilirdim lakin daha sunum bakıcam allah sizi inandırsın. Eskiden bende bi vakit vardı pehpehpeh... :)

Siyah çantamın bütün fermuarları koptu, altında ufak delikler var ve bazı kısımları soyuldu. Bir ara kendisini Çeşmealtı'na bile gönderdim, lazım olursa orada ve daha az kullanmak üzere.
Sonra geri gelmesi gerekti... Çünkü...
Öyle işte...
> bisikletli şalım... <3
> bugün öğlen yemeğinden sonra yürüyüşe çıkıp kendimi kitapçıda bulmamla aldığım Penguen ve Bavul dergileri...
> kaktüslü makyaj çantam... çünkü işe gidene kadar gözümü açmakta zorlanıyorum :)
> bir adet anektar, bir adet kentkart, bir mendil, üç kalem...
> astigmat sahibiyim... 0.5 de olsa belli bir saatten sonra bulanık görmeye başlayınca bazen kullanıyorum. Özellikle sinema ve tiyatroda.
> kitap çantam... zira sayfalar kıvrılıyor.
> bugün anneanne ziyaretine giderken oynanmış süper loto... kusura bakmayın, yarın çelınc bitebilir! :))
> şarj aleti... 

Bugünü de atlattık! 
Yarınki soru bana biraz kazık geldi. Kim veya ne olmadan yaşayamazsınız? Neden? 
Uyku öncesi düşünmeli...