Bu ellememe durumunun şimdiye kadar iki istisnası oldu. Biri, yazıyı yazmaya karar verdiğimden beri düşündüğüm, ama yılını bir türlü hatırlayamadığım bir sene, diğeri de bu sene. O hatırlayamadım yıl 2009 ya da 2010 olmalı diye düşünüyorum. Mağazacılık sektöründeyim, markete kurulmak üzere zeytin gelmiş, aşık olduğum bir manitam var. Birkaç danışmadan sonra yarım litrelik pet şişeye aldığım zeytinleri çizip çizip atmaya karar verdim. "Her gün suyunu değiştirirsen olur, başka bir şey yapmana gerek yok" demişlerdi, gerçekten de süresini yine hatırlamadığım bir zaman sonra oldular. :) Ben de bir kurdele eşliğinde sevgilime hediye etmiştim. Baya mutluluk yarattı, öyle bir ilişkiydi... Hatta evin anneannesi tadıp beğenmiş, zeytinler onun olmuştu.
Bir süre bakındım, o zamana ait bir zeytin fotosu bulamadım. Neyse ki bu senenin zeytin kurma mevsimi işsizliğime geldiği için yeniden kolları sıvadım. Duramam, fotoğrafı yapıştırdım.
13 Ekim'de kurmuşum, halen suyu değiştirmeye devam... İstediğim tada ulaşınca haber vereceğim. Ulaşamazsam bunlar hiç yaşanmamış gibi yapacağız, tabii ki! :)
Yaani demem o ki; hediye vermekten kendimce anlarım. Bir mektup ve bir hediye ile bir ünlüye adımı öğretmişliğim bile vardır. [hayır, bu başka bir yazının konusu değil! :) ]
İlkokuldaki anketlerin "hediye almayı mı vermeyi mi seversiniz" sorusuna vermeyi diye cevap verirdim.
Aklıma geldikçe yapılabilecek hediyeleri defterime falan not alıyorum.
Lise yıllarımda gidip gidip arkadaşlarıma küçük hediyeler alır, sürprizlerle verirdim. Artık bu sıklıkta olmasa da hala yabıoz bişiler! :)
***Konuyu bağlayamamalarım aşağıdaki skecin dayı karakterini hatırlatıyor. Hepsini izlemeseniz de olur ama dayı kısımlarına allaaaşkına bir bakın! Cidden var ayol böyle tipler! Biri de ben... :)))
O dayının hastasiyim, aklima geldikçe acip acip izliyom,baska videolarini aradim ama bulamadim.:) o cocuga noldu ya....:)
YanıtlaSiloynayan çocuk bu sezon da devam ama dayı tiplemesinin devamı gelmedi sanki... üzülüyorum! :)
Silbi de sizin blogda bir takip et tuşu olsa ne iyi olacak... ben de görmüyor olabilirim tabii... (koşarak bakmaya gitti, yine bulamadı) :)
Şimdi e-posta ile takip etme şeysi ekledim. Onun dışında bi şey de lazım mı ki? Nası oluyo ki? Ben genelde linki kopyalayıp benimm okuma listeme ekliyorum. Herkes öyle yapmıyo muymuş? Çok cahilim keşke aydınlatılsam:)
SilBen de blogun linkini kopyalayıp okuma listeme ekliyorum. Okuma listesi sayfasını açınca sağda en üstte "Okuma listesini düzenle" filan gibi bir düğme var, ona basınca ekleyebiliyorsun.
SilGene olmazsa İzmir'e gelip ekliycem ne eklemek istiyosan, bi sonraki otobüsle eve geri dönücem.
allaaaaaaa! (uçan adam sabri gibi okuyunuz!) ekledim. :) Fermina aslında İzmir'e gelmen için olmadı demek isterdim ama otobüslü dönüş gözlerimi yaşarttı biraz...
SilBu arada, ben bu blogun sağında "ayakta kalmayın" yazan yer var ya, onun altında yazan "izle" butonunu arıyordum her sayfada. Çok yararlı bir şey öğrendim, ikinizi de kucaklıyorum. <3 Geri kalanlar salaklığımı öğrenemeyecek, yaşasın! :)))
Yaa çocukken, gençken ben de çok özel hediyeler verirdim. Hatta çok da alâkalı olmayan insanlara bile:) Son zamanlarda boşladım biraz. Dur ben bu konuyu biraz düşüneyim:) Ellerine sağlık bu arada.
YanıtlaSilSürekli gittiğim postanede çalışan bir abim var, gittiğim yerlerden ona kart atıyorum mesela... öyle abuk subuk şeyler... :) düşünün valla, dönüşleri de bir acayip oluyor. <3
SilZeytinci geldi haaaaniiiiim :)
YanıtlaSilGönül isterdi ki şahane mutfak önlüğümle yapım aşamasını da buraya koyayım ama kamuoyu buna hazır değil. :)))
Sil