27 Nisan 2012 Cuma

Postaaaa ~ 1

.... diye bağırdı aşağıdan postacımız :)

Dışarı çıkarken posta kutusunu açtım ki ne göreyim 8 tane kart gelmiiiiiiş :) Araya gururla sıkıştırmak istiyorum ki ben bir postcrossing üyesiyim :)
Ve fakat bu aralar merakla beklediğim başka bir kart vardı... O da geldi;

(yarın gündüz gözüyle doğru düzgün çekince bu fotoğrafı değiştireceğim)

Teee Cezayir'den... Akranımdan ;)) Tuğba'dan ^_^ Cezayir posta kurumunu test ettik, onayladık... Çalışıyor! :)  

"Yok artık" dediğim (gerçekten dedim sorun kendisine :P) bir sürü ayrıntı buluşturdu sanırım bizi... Çok memnun ve keyifliyim bu durumdan ^_^  
Bir yandan da uyuz oluyorum (ki bunu da dedim, aha burda yüzü! ;) ) kendisine ayrı eşi Yiğit'e ayrı...
Herşey şu video yüzünden oldu;
ve yine bir takım başka maharetleri yüzünden sinir olmak uyuz omaya kadar devam etti :))))
Buradan ikisine sesleniyorum; bir video daha koyun, hislerimi test edeceğim...
Lüffeeeeeen :)

23 Nisan 2012 Pazartesi

Yağmursuz Penguen Günü :)

Yaşasıınnnnnn :) Kitap Fuarına bu cumartesi gidişimde yağmur yağmadı. Bulutlarla korkuttu sadece :)

Uzuuuuunn uzun yazdım daha önce İzmir Kitap Fuarı'nı, o yüzden bu post sadece bana sinir olmanız için... Evet evet... Yanlış okumadınız :)

* Yaklaşık 5 saat ayakta ve yalnız bekledim kuyrukta.

* Kendini zeki sanıp araya kaynak olmaya çalışan ergenlerle sinir attım biraz.

*

kitabımı bitirip,


kitabımı okumaya başladım. 5 saat diyorum... Yalnızdım diyorum!! :))

* Bekleyişimin ardından en güzel dakika, Erdil Yaşaroğlu'nun kendisine yaptığım janawaur kitap ayracını onun için imzalamamı istemesi oldu! ^_^  

* Onlar elimdeki poster ve çantayı imzalarken ben de bol bol onların fotoğrafını çektim =o)















Sanırım açlık ve susuzluktan ellerim titremiş, fotoğrafları pek beğenmedim o yüzden... Ama sizi sinir etmeye yeter gibi geldi :P

* Üniversite yıllarımda da katılmıştım Penguen imza gününe, o zamanlar kalabalık bir grup halinde bekliyorduk daha eğlenceli geçiyordu elbette ama aynı o zaman ki gibi beklediğime değdi. İşim yüzünden son 3.5 senedir katılamadığım her etkinliğin acısını (hatta afedersiniz b.kunu) çıkartışımın keyfi ve mutluluğu içersindeyim! (:

* Böyle;

bir çantam oldu neticede :)) (İsmimin yazdığı iki yeri karaladım azıcık). Bir de posterim var ama onun her yerinde adım yazıyor, uğraşması zor geldi :P

* İyi ki geldiler! >_<

* Çok küfür etmeyin olur mu? :))

* Hepimize mutlu haftalar.

:)









19 Nisan 2012 Perşembe

İzmir Kitap Fuarı 2012kiki :)

Alamadığım kitaplar böğrüme oturduğundan bugün (çarşamba) bir daha gittim fuara :)) Ve artık eminim ki benim kitap fuarına gitmem ile yağmur yağması arasında çok gizli bir bağlantı var. Cumartesi bir daha gidicem aynı şey olursa yazılı kaynaklara geçsin artık... :)
Bu kez ilk önce sahaflarla başladım işe. Bir sürü Aziz Nesin kitabı aldım. :)
Sonra alınacak kitap listem girdi devreye. Her yerde bulamadığım için önceliğimi eksik olan Oruç Aruoba kitaplarına verdim. 6 adet eksiğimden 2si zaten mevcut değildi. 4üne de benim param yetmeyince "kesik esin-tiler", "sayıklamalar" ve "meşe fısıltıları"nı almayı seçtim.

Ayrılmadan önce "Oruç Aruoba'nın da imza günü olsa çok şahane olur" fikrimi görevli bir beye ilettim. Kendisinin böyle bir şeyi pek tercih etmediğini, gelse bile şartlarının enteresan olacağını, mesela imza gününün olduğu gün kesinlikle kendi kitaplarını sattırmayacağını sadece hali hazırda kendisini okuyanların kitaplarıyla gelmesini tercih edeceğini belirtti. Zaten büyük olan hayranlığım iyice dağlara taşlara sığmaz hale geldi sayesinde :)
Daha sonra Kırmızı Kedi yayınevine yanaştım. Blogları gezerken not aldığım ve satıcı kişisinin de önerdiği Hüsnü Arkan'dan Mino'nun Siyah Gülü kitabını aldım. 
Sonra sahaflarda bulamadığım bir Aziz Nesin kitabını, Bir Sürgünün Anıları'nı aramaya koyuldum. Yanaştığım rastgele bir standtaki dünyanın en iyi görevli kişisi kendilerinde de hikayelerinden toplanmış bir kitabın mevcut olduğunu ama her alışverişte çocuklara bağış sağlandığından bana Nesin Vakfı'nın standını tarif edeceğini söyledi. Senden çoğaltmak lazım, sayın görevli! :) O, eminim ki çok güzel tarif etti fakat ben bir türlü bulamadım. Sonra baktım böyle deli dana gibi bakınarak olmayacak, bir önceki yazıda bahsettiğim yerleşim planından bulmak geldi aklıma. Penguen Dergi standının yanında durup açtım çarşafı... 
Nesin Vakfı standı 309... 
Penguene de bakıp yerimi anlayayım... 
Penguen 209... 
E bunlar karşı karşıya gözüküyor!!!
Kafa kaldırılır ve markette makarnaların yanında dikilerek "makarnalar nerde acıbaaaa" diye soran insan kıvamında olmaktan utanılarak standa ilerlenir. Tabii ilk önce bir müddet halime gülünür :)) 
Neyse ki bu üstün iz sürme tekniğim boşa gitmedi, kitabı buldum ve aldım :)
Cumartesi, çalışmayan kişi olarak imza günü kuyruğuna yine beni kurban etmeye karar vermişlerdi zaten. Bu sefer bahşişimi önceden aldım ;)

Bir de posterim var ama başarabilirsem onu imzalattıktan sonra göstericem :)
Yine cebimdeki tüm parayı anlattıklarıma yatırmanın dayanılmaz hafifliği ve huzuru içinde ikinci ziyaretimi de tamamladım. 
Sonrasında sevgiyolu devamında tüketilen kumpir var ama zaten buraya kadar okuyup bana sinir olan Serrose'yi daha da çılgına çevirmenin alemi yok! :))
En iyisi, dönüş yolunda da ne kadar çok yağmur yağdığından şöyle üstün körü bahsedip, tüymek...
Vınnn....
:)






İzmir Kitap Fuarı 2012

Cumartesi günü için planlar bir gece önceden yapılmıştı. 14:30 sularında fuarın 26 Ağustos kapısında buluşup gidecektik kitap cennetine. Aydın Boysan'a kitap ve rakı şişesi imzalatacak oradan Uykusuz çizerleri için o uzuuuuun olacağını tahmin ettiğimiz sıraya girip posterlerimizi imzalatacaktık. Lakin ertesi gün olunca işler değişti. Arkadaşlarımdan bir tanesinin işi uzadı diğeri zaten beni kırmamak için geliyordu. Neyse ki aksaklıklar bu inceliğini değiştirmedi canım arkadaşımın :)

Evden çıkmak tam bir sorun oldu. Yağmur bir süre bardaktan boşanırcasına yağıyor sonra yakıcı güneş çıkıyordu ortaya Cumartesi günü. Ben de gündüz çıkıp taa gece dönecektim eve... Şemsiye al, gece üşürsem diye hırka al, o mont çok kalın gelir, e bu da su geçirir... Ooof of! Bak yazarken bile fenalık geldi :) Neyse en sonunda attım kendimi dışarı. Üçyol metroda buluşup yolculuğumuzu tamamladıktan sonra Basmane kapısından fuara giriş yaptık. Olay mahaline yaklaştığımız sırada sadece içeri girmek için bile bir miktar sıra olduğunu görünce tırsmadık değil :) Ama dönüş yok! İçeri marş marş...

İçeri girdiğimizde sağlı sollu standların üzerinde bu çarşaf ilanlar vardı. İçeride de gerçekten işe yaradı doğrusu :) Hangi yayınevinin nerede olduğunu, imza günlerini takip edebildik bu sayede.

İlerlediğimizde solumuzda kalan salonda iki adet sergi olduğunu gördük. İlki Sabahattin Ali'nin hayatını fotoğraflarla anlatan bir sergi. En büyük tutkusuymuş fotoğraf...
Hemen burada şunu belirtmeliyim ki yine makinasız çıkmıştım evden. Bu sefer fotoğraf çeken tek alet telefonumdu ki o da pek becerikli çekimler yapmıyor her ortamda. İşte tam burada Türkay girdi devreye. Canım arkadaşım almış makinasını yanına :) Kah onun elinden kah benim elimden çekmeye başladık biz de gözümüze takılanları...

Salonun sol tarafında ise "Çizgilerle Erdal İnönü Karikatür Sergisi" vardı. Suratımızdaki gülümsemeyle izledik çizgileri :)

Fuar alanının sağ tarafındaki salonda ise birkaç yayınevinin standı ve imza günleri için ayrılmış bölümler vardı. Bunların haricinde bir de sahaflar için birkaç stand ayrılmıştı ki akşama kadar karıştırsam doyamam :)
Uykusuz çizerlerinden de imza almak istiyordum ama kuyruğun bir kısmı şöyleydi;
www.turkayyilmaz.com

artık o kuyruklarda uzun uzuuuun bekleyecek kadar genç olmadığıma karar verdim :)) O yüzden teğet geçtik. Ama geçmeden önce bir kaç poz çekmeden ayrılmak tabii ki olmazdı (;

Bu salondan ayrılmadan önce Aydın Boysan'ı aradı gözlerim ama bulamadım bir türlü. Kesin başka bir bölüm ayırmışlardır diyerek ana salona giriş yaptık. Bir müddet ne yönden başlasak diye düşündükten sonra sağa yönelip zikzak çizerek bütün standları dolaşmaya karar verdik.
Birçok yayınevinde indirimler mevcut. NTV, Metis, YKY Yayınları bunlardan bazıları. Fazla param olmadığından ben neler alınabilir notlarımı alarak standlara aşağıdaki bakışı atıp yine teğet geçtim :)

İşBankası Yayınları'na geldiğimde saf saf kitaplara bakarken Türkay'ın dürtüklemeleriyle kendime geldim. Aydın Boysan oracıkta, önünde hiç kuyruk olmadan, öylece oturuyordu. Zıplayarak gittim önüne :) Hemen arkadaşlarım ve kendim için üç farklı kitap alarak başladım imzalatmaya... İsimleri yazarken yanlışlık yapmamak için ilk önce yanına aldığı bir A4'e yazıyor, kıyamam :)) O sırada Türkay, sağolsun hem videoya almış beni hem de fotoğraflarımızı çekmiş. Sadece Aydın Boysan'ın oldukları şu şekilde;
www.turkayyilmaz.com

www.turkayyilmaz.com

www.turkayyilmaz.com

Sayesinde harika anılarla ayrıldım standtan :) 
O mutlulukla paramın azlığını unutup haftaya cumartesi imzalatmak üzere bir adet Penguen çantası almışım kendime... Bak sen benim şu şuursuzluğuma! ;)
Uykusuz standından da bir poster bir de takvim aldıktan sonra "sıfırı tüketmek" deyimini yerine getirmenin haklı gururu içerisinde diğer yayınevlerine uzaktan boynu bükük bakarak geçtim. (küçük emrah'ım ben, evet) :)
Artık çıkmaya karar verdiğimizde dışarıda yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu ve bizim tek şemsiyemiz vardı. Türkay'a değil ama makinasına kıyamadığımdan şemsiyeyi ona verip ben kapişonumu geçirdim kafama. Koşar adım Montrö Kapısı'na yönelip oradan en yakın olan yere, McDonalds'a attık kendimizi. Tek akıllı biz değilmişiz herkes aynı şeyi düşünmüş :)) Zar zor iki kişilik bir masa bulup yerleştik. Yedik içtik... "Baya" uzun süre oturduk orada. Sonra Türkay gitti ben de günümün ikinci planı için Kıbrıs Şehitlerine yürüdüm. Ama o konunun bu postla bir ilgisi yok :P
Hooop... Kaçtım ben...
:)


17 Nisan 2012 Salı

1 Değil... 2 Değil... 3 Hiç Değil... Tam 5 Kavanoz Bal Dadındaki Mim! :P

Bundan şeediyoruz demi başa? :)

Efenim beni Biricit bu kalbi kadar temiz mime layık gördü. Kendisine


ile teşekkür etmek istiyorum (:

1) Mesleğin seni mutlu ediyor mu?

Yetişin ganşulaaaaarr... Naapaaam nirelere gideeemmm! Bas anasını satayım tuzu!! Aha! Na tam buraya! böhüüü! :P İşsizim de ben azcık şu sıralar. Ama meslek ayrı bi'şey diye biliyorum. Mesela mesleği doktorluk olan insanlar biliyorum şarkıcılık yapan... Evet evet... Ben cevap verebilirim bu soruya. İşletme mezunuyum ben, işletmeciyim :D (ay hiç havalı olmadı). Çok memnunum, özellikle tam da şu sıralar :))

2) Dilediğin meslek miydi?

Hayır değildi. Ben psikolog olmak istiyordum. Çok içimde kaldı çoook. Biriniz şuracığa uzanıp anlatıverin be, sevabına..  Hı? Olma mı? (:

3) Yalnız mı ilişkide yaşamayı mı tercih ediyorsun?

Hepsi çocuğum gibi ayırt edemiyorum :)

4) Tatsız durumlardan kaçınmak için yalan söyler misin, dürüst ol?

Sorunun sonunda dürüst ol demese iki oryantel yapardım şimdi ama... :)) Söylerim tabii... Söylemem diyenlere de soruyorum; dayanamadınız çok pahalı bir çanta aldınız, kocanız/babanız/sevgiliniz fiyatını soruyor. Şimdi bana küsüratında dahi bir değişiklik yapmadan söylediğinizi, söylemeyin!! Hadi hadiiiii.. Dökülün :)) 
Ya da iki arkadaşınız var. Siz ikisini de seviyorsunuz ama onlar birbirini sevmedikleri gibi yanyana gelmek dahi istemiyorlar. Buna özen göstermek için yalan söylemez misinz? Ben zaten cevabımı vermiştim. Gerekirse hem yazarım hem oynarım hatta. Maksat, kamu düzeni bozulmasın (:

5) Yabancı bir dil konuşuyor musun?

İngilizce bildiğimi sanıyorum ama oturup konuşmak için hiç fırsatım olmadı. Bu aralar onu test edebilmek için çeşitli çalışmalar içersindeyim.

6) Rüyandaki evde oturuyor musun? Taşınmak veye yurt dışına gitmek istiyor musun?

Rüyamdaki evde oturmuyorum.
Şöyle
bir cam kenarım yok mesela. Ya da böyle
bir lavabom :)
Ama evimiz de çok güzel. Ailemle oturduğum için, odam diyeyim ben. Şuan yaşadığımız eve 6 ay önce taşındık. Ve taşınırken anneannem hediye olarak, evlenirken aldıkları yatak odası takımını verdi bana ^_^ Antikacıyım bir nevi :)
Taşınırken fotoğrafını çekmiştim. Bakın,
:)
Bir de şu avizem var,
aşık olarak hediye ALDIRTTIM :)
Anaa! Mim şeysini evimin eşyaları şeysine çevirdim.
Ne diyorduk, dediğim gibi zaten 6 ay önce taşındığımızdan hayır taşınmak istemiyorum. Ama yurtdışına ne kadar gitmek istediğimi biliyor, AMİN! =o)

7) Mobilya değiştirmeyi sever misin?

Hayır, sevmem... Boşalt, tekrar yerleştir... Yakın süre içinde denedik. Çok zor oluyor. Antika iyidir, antika ;)

8) Çevreye, hayvan korumaya hiç katkın var mı?

Annem evde kedi ( daha doğrusu hayvan) istemediğinden (ki gençliğinde kendi beslemiş) eve getiremiyorum amaaaa... Ablamın evi bu kategorinin dışındaaaa.. 2 kedi aldık götürdük sokaktan... Bir tanesi seneler sonra çıkan urlar yüzünden öldü :( Şuanda Bastet var. (fotoğraflardan hatırlarsanız) Peteem'le beraber kebapçının önünde bulup götürmüştük. Delirtiyor ablamı, ihihihi :) Ablacım hürmetler ((:
Yere hiçbir şey atmam. O yüzden çantam genellikle çöp doludur. Atanlara da çemkiririm.
Geri dönüşümsel atıkları diğerlerinden ayrı atarım. 
Sokak hayvanlarına ara ara yiyecek ve su bırakırım.
Hmmm.. Bu kadar :)

9) Televizyon ve filmleri sever misin?

Televizyonu seviyorum aslında ama bir programı başından sonuna nadir izleyebiliyorum. Sıkılıyorum. Bir kalkıp dolaşıyorum, o sırada başka birşeye takılıp unutuyorum. Önem derecesi budur yani benim için. Filmleri seviyorum. Özellikle sinemada izleyince daha bir seviyorum. :) O yüzden bir dönem sinemada çalışmak cennetti :)

10) Bırakmak istemediğin kötü huyların var mı?

Türlü türlü huyum var... Hiç birini bırakmak istemiyorum :) Öhöm, onlar da çocuğum gibi :P

11) Loto veya benzeri şans oyunu oynar mısın?

Ohooo... Kazı kazan, sayısal loto, milli piyango... Ama bir kere de çıksa... (:

Gelelim ödülleri teslim etmeyeeee... Trrrrrr... Tıssss! =)

Long Day's Journey seni mimlemişlerdir ama olsun :)
Ben yazana kadar sanırım yine herkes çoktaaan mimlenmiştir. Cevapları okumak için sabırsızlanıyorum :)
Hoşçakalııııııııın (:







12 Nisan 2012 Perşembe

DİKKAT! Bulut Fotoğrafı (:

En baştan uyarıyorum... Bu post yüksek dozda bulut fotoğrafı içerecek... Hatta, sadece onu içerecek :)
Pazartesi günü babamla birlikte işlerimizi halletmek üzere Urla'ya gittik. Gidiş amacımız belli olduğundan Canan'ı yanıma almadım.
Yeri gelmişken söyleyeyim, bir adet Canon 40D ve iki adet de naçizane (:P) lens sahibiyim. İlgilenenler için lensler; *Canon Zoom Lens EF 28-135mm 1:3.5-5.6 IS ve *Canon Lens EF 50 mm 1:1.8 II.
Bir yandan da makinasız çıkmak içime sinmediğinden babamın hızına yetişmeye çalışırken eski kompakt makinemi çantaya atıverdim. Ve yola çıkar çıkmaz pişmanlığım başladı!




Son pişmanlık fayda etmediğinden ben de başladım elimdeki imkanlarla yetinmeye... 
Denize çok yakın olmamasına rağmen martılar öbek halinde burada dönüp duruyorlardı. Merak ettim uçtukları tepenin ardında ne olduğunu...
Otoyol bitip, yol deniz kenarından devam ettiğinde görüntü elbetteki daha güzel bir hal aldı;


Bahar dalları burada da karşıma çıktı;
İşimizi hallettikten sonra buraya kadar gelmişken "İskele'de katmer yemeden dönmek olmaz" dedik ve deniz kenarında yerimizi aldık. Yemeklerimiz gelene kadar ben yine oturduğum yerden bulut fotoğrafı çekmeye devam ettim;


Sonra katmerlerimiz geldiiii ^^ Ben genelde patatesli-kıymalı tercih ediyorum :)
Yemeklerimizi bitirdikten sonra manzaranın keyfini bir süre daha çıkarıp arabaya doğru yürüdük.. ki o da ne... kedi tabii ki :) "ne kadar tatlı yatıyor kasanın içinde"derken...
Yan taraftan bu zat-ı muhterem gelip kasanın içinde yatanı tatlı tatlı dürtmeye başladı. 
Sonra da yanına kıvrıldı;

Tahminimce olanlar:
- Aha! Benim hanımın fotosunu çekiyolar!
- Mrrrr....
- Hanııııım! Hanıııım! Kalk, bak fotoğrafını çekiyolar...
- (tek göz yarım açık) N'oldu? Ne var yine, KrrRRrrrr...
- Eh! Madem ben de şuracığa ilişeyim... Kkrrrrrr...

:)