15 Kasım 2018 Perşembe

Bugün de Boing Uçurmadım ¨ Yolda 15. Hafta

Boredom is Fun paylaşmıştı,
Fermina Türkçe'ye çevirdi,
Nur topu gibi, 52 haftalık bir challenge'mız oldu.

Hafta 15 (9 - 15 Nisan) What are you wearing right now? / Şu anda üzerinizde ne var?

Üstümdekiler tarihe uymuyor bari fotoğraf o haftadan gelsin :)


Altımda gri eşofman, her yerim şiş şiş... :P
Üstümde bordo bir polar... Önemli olan boğaza kadar fermuarlı olması. Geçen seneden beri sanki  tam iyileşemeyen bir boğaz ağrım var. Üstelik kamera falan da sokturdum kendisine, bir sonuç alamadık. Dışarıda boğazlı kazak giyemesem de evde yatarken koruyayım bari diyorum.

Ben bunu derken alternatif turpçular, kişisel gelişimciler, reikiciler, yogacılar diyor ki; sırt ağrısı üzerinizdeki fazla yükten, boyun ağrısı istemeyerek boyun eğmek zorunda kalınanlardan, boğaz ağrısı ise söyleyemediklerimizden kaynaklıymış.

Hepsini kulak ardı ediyorum, tekme tokat dalıp, kapı dışarı ediyorum diyemem ama İzmirliyim ve kadınım, ne kadar susuyor olabilirim! :)) Halbuki atış poligonlarına alternatif küfür poligonları olsa KBB işsiz! Bize ayrılan kulvarda karşımızdaki cansız (canlı da olabilir aslında) “şey”e gün içinde etmek isteyip de edemediğimiz küfürleri saydırabileceğimiz bir poligon çok para kazanmasa da sürümden işi götürür gibi geliyor.

Sanal gerçeklik gözlükleri şimdilik bizi keydedilmiş sınırlı ortamlara salabiliyor, tamam. Teknoloji biraz daha gelişecek ve gün içinde ağız dolusu küfür etmemiz gereken, hatta belki bir yumruk atmamız gerekirken sadece gözlerimizi belertip devam etmek zorunda kaldığımız anlara dönebileceğiz, inanıyorum. Eve gelip gözlüğümüzü takacağız ve ön arabanın camından atılan çöpü sahibine yedireceğiz misal... Ya da iş yerinde göz göre göre üstümüze gelenlerin kafasını balona iğne batırır gibi patlatıvereceğiz. Plaza diliyle win-win! İçimizde kalmayacak-zarar gören olmayacak... İşte ben buna teknoloji derim.

Neyse işte, eve geldim, duştu bir şeyler atıştırdı derken şuan pijamalarımla oturuyorum. Henüz “İstanbul’un soğuğu İzmir’inkine benzemez” soğukları başlamadı. Yine de önlem olarak bir mont bir de ucuzundan kar botumsu aldım tabbii. Nisan’da geldiğim için henüz ev ne kadar ısınıyor tecrübem yok. Yaşayarak göreceğiz. “İzmir’in sıcağı İstanbul’unkine benzemez” sıcakları geçti misal... İzmir’de klimayla uyuduğum mevsimleri İstanbul’da pencerem açık üstüm örtülü tamamladım. Üşüdüğüm zamanlarda kendime bunu hatırlatmayı planlıyorum! :)