Doktor, boğazıma ayrı, kulağıma ve burnuma ayrı kameralar sokup, kan tahlili ve boğaz ultrasonunu birleştirdikten sonra teşhis olarak lenf iltihabını uygun gördü. Meğer benim gıdığım yokmuş, iltihapmış hep oralar ahhahah :D (Külliyen yalan söylüyorum, çocik 13mm.cik sadece...) Kan sonuçlarıma göre ise camış gibiyim! :) Bir takım ilaçlar verdi bakalım geçecek mi aylardır boğazıma yapışık gezen ağrım...
Şubat ayının ortasından itibaren gelişen şartlardan ötürü (ki onunla ilgili de ayrı yazayım da bağlayamama rekoru kırmayayım...) e-kitaplara bir hayli sarmış durumdayım. Başladığımı söylediğim Yüzyıllık Yalnızlık evde sürünedururken, yollarda e-kitap olarak Georges Simenon'dan Küçük Köpekli Adam'ı okudum. Bizim Büyük Challengeimiz madde 6'ya iliştiriyorum > Adında bir hayvan olan bir kitap.
Georges Simenon'u tabii ki kendim keşfetmedim! :) Fermina, Komiser Maigret serisinden şurada bahsettiğinde not almıştım. Olaylar nasıl gelişti tam hatırlamıyorum ama, seriyi bulamadığım için isminden dolayı bu kitaba gözümün iliştiğini tahmin ediyorum. ahahahay :D
Rahatça okunan, kafanız bir yerlere daldıysa azcık geri dönüp "geçmişten mi, şimdiden mi bahsediyordu yahu"nun cevabına baktığınız, okuduğuma pişman olmadığım (beğenmediğim halde "yarım bırakmam ulaaan" gibi bir huyum yok zaten...), kimi Fransız özel isimlerini blablabla diye okuyarak geçtiğim bir kitap oldu. :))
Bazı tanıtım sitelerinde türünü polisiye olarak belirtse de benim göynümde öyle değildi. :) Olaylar Fransa'da geçiyor. Kitabın kahramanı Felix abimiz hapishaneden çıkmış ve bir kitapçıda çalışıyor. Hapishaneye düşmesinin sebebini ve geçmişe ait bir takım olayları, Bib adlı köpeğiyle yaşadığı dairesinde, defterlere kah bugünden kah anılarından not düşerken öğreniyoruz. Aynı yazarın başka romanını da, hatta bulursam Komiser Maigret serisini de okur muyum? Okurum.
Uyduruk okuyucu, gıdıksız bildirdi...
:)



