Ailem bir şekilde çadırdı evdi derken tam 60 senedir yazları Çeşmealtı'nda ikamet ediyor. Benim de 31 yaşımda olduğumu düşünürsek aşağı yukarı 15 senedir dolmuşla İzmir-Çeşmealtı arasında gidip geliyorum. Ve bugün ne trafikle ne de sıcak havayla alakası olmayan bir şekilde hayatımın en kötü yolculuğunu yaşıyorum. Gerçi biraz sonra yazacaklarımın bu senelerin hiç biriyle alakası yok, bu yolculuğu ilk kez de yapıyor olabilirdim.
Dolmuşa biner binmez arka köşe, cam kenarını boş görüp oturmamla yaşadığım sevinç 3 komiserin ileride bir yerlerde dolmuşa binmesiyle kabusa dönüşüyor. Daha biner binmez yüksek perdeden konuşmaları sayesinde komiser olduklarını, arabalarının bozulduğunu, silahlarının arabada kaldığını ve 10 seneden sonra ilk kez dolmuşa binmek zorunda kaldıklarını öğreniyoruz. Öğreniyoruz çünkü bunu on yedi kere falan tekrar etme gereği duyuyorlar. Yanımdaki üç boş koltuğa oturdukları için kaçacak bir yer yok. Oturmasalar da o bağırarak konuşma stilini en ön koltukta oturanlar da aynı netlikte duymuş olmalı diye düşünüyorum. İlk başta sadece yüksek perdede konuşuyorlar, dolmuşta kitap okuma hayalimi bir kenara bırakıp kulaklığımı takıp sesi açıyorum, onları dinlemek zorunda değilim zira. Daha sonra işin rengi değişiyor. Telefonla arkadaşlarını arayıp hoparlörü açtıktan sonra kendisine şarkı söyletiyorlar, yetmiyor kendileri de katılıyor. Sonra telefon kapanıyor ama yetmez ki, telefondan kına gecesi şarkıları, ankara havaları açılıp tüm dolmuşa dinletiliyor. Eller çırpılıyor, parmaklar şıklatılıyor, şarkılara eşlik edilip oturdukları yerden oynamaya çalışıyorlar... Yetmiyor, bir ara sigara yakılmaya kalkılıyor, 10 seneden sonra ilk defa binmiş çünkü bilmiyor ki adam, hakkı!!! Bir pazar akşamı Çeşme istikametinden dönüş trafiğini bilenler bilmeyenlere lütfen anlatsın... Bu durumda dahi yarım saat sabrediyorum, belki bir noktadan sonra sakinlerler diye... Ama yok... Kulaklığı çıkarıp dik dik bakıyorum, aralarından en susmayanı fark edip bakıyor. Elinde sonuna kadar açık müzikle "Rahatsız mı oldunuz? Ben on senedir dolmuşa binmiyorum da" diyor gevrek gevrek. Belli oluyor diyorum on senede çok şey değişti, artık toplu taşımada ne sigara içiliyor ne de başkalarının düzgün seyahat etme hakkı böyle istismar ediliyor. "Sizden başka kimse rahatsız olmuyor" diyor bana... Olsalar da söyleyemezler polissiniz ya size her şey serbest nasılsa diyorum. Önden teyzenin biri "Benim allahtan başka kimseden korkum yok eğlenerek gidiyoruz biz" diyor. Başka da kimseden çıt çıkmıyor. Ben rahatsız oluyorum deyip kulaklıklarımı takıyorum yeniden. Müzik kapanıyor ama yüksek perdeli konuşmalar devam... Üstelik başka bir amca da inerken hayatının en eğlenceli yolculuğunu geçirdiğini söylüyor!
Lütfen bu akşamdan sonra kimse benden insan sevmemi falan beklemesin... Kentkartı boş olana karşılık beklemeden kentkart basmak yok bundan sonra benim için... Teyzelere, amcalara yorgunluktan geberiyor olsam da yer verme devri de kapandı misal. Ne de olsa oyun havaları eşliğinde gerekirse oynayarak yolculuk etmek onlar için daha cazip... Banka ve bilumum kuyrukta biraz daha az beklesinler diye yerimi teklif etmek falan da tarihin tozlu sayfalarında yerini aldı!
Allah'tan başka kimseden korkmayan laf esirgemez teyzenin; Ali İsmail Korkmaz dövülerek, Abdullah Cömert başından vurularak öldürüldüğünde en ön saflarda karşı çıkmak için yer aldığından kuşkum yok!!! Yani sadece gençler değil, orta yaşlılar ve yaşlılar da ülkemi pırıl pırıl yapmak için elinden geleni yapıyor. Lütfen müsterih olunuz...
Büyüklere saygı ve hatta halkımıza saygı çok eskilerde kaldı artık,çok yazık nereye gidiyoruz acaba yada nereye gidemiyoruz yerimizidemi sayıyoruz acaba ...
YanıtlaSilkeşke uzunca süre önce sadece yerimizde saysaydık... :/
SilTecrübeyle sabit ki bu tür rahatsızlık verici insanları ancak birlik olup püskürtebilmek mümkün, tek başına sinirlerin bozulur sadece, bozulmuş zaten bak. Keşke ben de seninle dolmuşta olsaydım, ne güzel attırırdık kendimizi yolun kenarına :)
YanıtlaSilBen de kendi çapımda bir uyanış yaşadım, kapıcımızı merdivenden itmek istiyorum. 6.kattan aşağı taşımasın, ayıp olur falan diye büyük eşyaları, ne bileyim kolileri falan kendim indirirdim aşağı. Çöp torbalarını sımsıkı bağlarım, olmadı ikinci bir torbaya koyarım. Sabahları gazete-ekmek de istemiyorum, dünyanın en sorunsuz dairesiyiz bir kapıcı için. Geçenlerde zemin kattaki komşuyla su deposunun halini konuşuyorduk, deponun içi seramik kaplı mı diye sormak için kapıcıyı aradı komşu, hoparlöre aldı. Seramik kaplı değilmiş, onu öğrendik, ardında da çatır çatır beni çekiştirmeye başladı kapıcı iyi mi? Sanırım 10 dairenin onunu da birbirine çekiştiriyor, 50 yaşlarında bir adam bu. Gördükçe kusasım geliyor, sanırım haberi de var bu hoparlör meselesinden, kaçıyor benden. Alamadım hırsımı, koli moli, dev çöp torbası, her gün bir hediye bırakıyorum kapının önüne. Gene oturup bantladım ama kolay taşısın diye. Deliricem.
İşin kötüsü insanlar, hayatlarının kolaylaştırıldığını, yapmayı bıraktığın halde anlamıyorlar... Sahipken şükretmeyi bir kenara bıraktım.
SilBence Koko'lu Kudi'li bir iyilik daha düşünülebilir kendisi için... ^.^
ağzımı yaya yaya "ne yalağımışsınız" diyesim geldi o teyzeye acaba saygısızlık olur mu? bu ülkede ayıp duruma göre değilde kişilere göre değişiyor ya
YanıtlaSiltabi tabi... misal telefonum yeterince iyi olaydı ve ben yabancı rock çalmaya başlayaydım ne olacağğıdı çok merak ediyorum... ah kaçtı karnaval!
SilValla insanlara kibar, en azından insanca davranma devri kapanmış. Teyze ve amca da milli yalakalık görevlerini yapmış. Daha dün konuştuk, eskiden beri ajansta vs ofisboy'lara en kibar ben davranırım, diğerleri gibi emretmem, neredeyse hiç iş yaptırmam ama ne zaman ihtiyaç olsa... Onlara kötü davrananın işi yapılır, benim ricam yapılmaz!
YanıtlaSilCts dolap sökerken parçaları çok büyüktü, taşımak için apartman görevlisinden duafonla yardım rica ettik. Çöpümüzü genelde kendimiz dökeriz, 3 yıldır tek ekmek bile aldırmadık... Her görüşümüzde kolay gelsin der, hatrını sorarız. Adam 3 kez dediğimi duyduğu halde gelmedi ve o koca parçaları tek tek indirdi bey çöpe. Bundan sonra her akşam kedi kumu vs bir şey bırakacağım. Cts pazar da gazete-ekmek siparişlerimi hazırlıyorum. Kediden ödü kopuyor, Yoda'yla Obi'yi de yanlışlıkla salabilirim üstüne, o kadar sinirlendim!
iyilik kimseye yaramıyor diye düşünmek istemiyorum yoksa ruhumda kalanları da kaybedicem...
SilObi ve Yoda harika fikirmiş... bir şey yapacaklarından değil halbuki, sevsin diye yanına doğru hamle yapsalar bile işlem tamam olur sanırım.
Sinir ola ola okudum yazıyı, ne öküzler var dedim başka şeyler de söyledim tabi arada. Ne kadar saygısız düşüncesiz insanlar topluluğunun bir arada olduğu bir yer aslında bizim memleketimiz diye düşündüm. Böyle geldik de işte daha da beterlerine doğru ilerliyoruz. Teyzeye de aferim yani sen yüksek sesli müzik dinlesen ona laf atardı ama eminim çık çık çııık yapardı ne ayıp derdi rahatsız ediyorsun insanları. Amca yalnız hakikaten kendini nerede yaşıyor sanmış merak ettim doğrusu sigara yakmacalar falan. Yav ben 6 ayda bir geliyorum memlekete bu kadar değilim yahu, sadece değişen yolları öğrenmeye çabalıyorum. Sinir bozucu.
YanıtlaSilBende artık gereksiz iyiliğe karşıyım. Herkes görevini yapacak, acımak yok, başkaları bana acıyor mu, üzülüp yardım ediyor mu, yok valla şimdiye kadar olmadı bu tip bir hikayem. Ben artık biraz dominantım öyle diyor yiğit. Öyle mi öyle, atarlanıyorum bolca çünkü katlanamıyorum aptal saptal hareketlere. Dün bir olay oldu feci laf salladım kendime şaşırdım, yazarım maille:)
Öpüldün çok sinirini bozma, bunlar tam kazma!
iyi oldu o senin lafını esirgemez halin... ben içten kızıyordum kimseye bir şey demiyorsun diye :)
Silbaşka şeyler konuştuk ama şu maili atmadın, atsan ya onu...
sonra geçti sinirimi bozmayı bir kenara bıraktım başka yollarla yüreğimi darladım euheuheu :D hayat işte...
Öncelikle, seni tekrar buralarda görmek güzel Sevgili Saçaklı:) Ben de pek giremiyorum bu aralar, şu an oturdum geçmiş yazıları tek tek okuyorum.
YanıtlaSilYaşadığın olay gerçekten çok ilginç. Öykü falan sandım en başta. Topluca kafayı yediğimizin örneklerinden biri bu bence.
ben yazmayı bıraktım çoğunlukla okuyamadım bile... bir ara zaman bulup orayı burayı kurcalarım yine, eskisi gibi...
Sildün gece bir kabus gördüm diye başlasaydım keşke, sinirlerimiz bozulmazdı hiç olmazsa...
tam bir umut sarıkaya tipi yalnızlık durumu olmuş bu. bana da genelde düğünlerde oluyor; herkes piste çıkıp eğlenirken düğünün bitmesini sıkılarak beklemek gibi... maalesef bizim eğlence anlayışımız bu ve buna her yerde maruz kalmak da kaderimiz.
YanıtlaSilneredeyse iki haftada bir çeşmealtına giden birisi olarak, pazar akşamları özellikle de güzelbahçe - narlıdere arasındaki trafiğin nasıl bir çile olduğunu iyi bilirim. neyse ki bisikletle gidip geldiğim için beni çok etkilemiyor ama araçlar baya rahatsız ediyor tabi.
güya zamansızlıktan kullanmıyoruz bisikleti ama böyle zamanlarda asıl zaman kaybettiren toplu taşıma ve bilumum motorlu taşıt oluyor. :/
Silneyseki bir sonraki hafta çeşmealtı'na giderken güzelbahçe yakınlarında, elinde yarısı market poşeti içinde canlı bir horoz olan bir abla bindi ve dolmuş bunu yadırgamadı da dolmuş ahalisine karşı önyargılarım biraz değişti :)) bak bu iyi aklıma geldi, fotoğrafı da var, yazayım bir ara...
düğünler de yakın arkadaş düğünleri ve uzak akraba düğünleri olarak ayrılıyor ki gerçekten uzun bir yazı yazılabilir :P
öyle ya da böyle, belki biraz da bencilce ama umut sarıkaya tipi yalnızlıklarımızda yalnız olmadığımızı bilmek güzel...
izmir bisiklet kullanımı için harika bir şehir. gün geçtikçe aktif bisiklet kullanıcısı da artıyor zaten, bu da çok sevindirici tabi. izmir - çeşmealtı en güzel parkurlardan birisidir; asfaltı düzgün, yokuş yok, trafik nispeten az filan. sık gidip geliyorsan ve herhangi bir sağlık problemin de yoksa bisikletli şiddetle tavsiye ederim. Emin ol bu saydıklarından çok daha güzel ve zengin anıların olacaktır yazacak :)
Sil