Arkadaşlar ben bir yamuldum, pehii... Çalışma saatlerimiz 07:00-16:15 olarak değiştirildi. Neden, çünkü Saçaklı artık evden çıkarken hava aydınlık oluyor diye sevinçliydi! 05:30'da kalkıyorum. :/ Kendimi konuya alıştırmam bugünü buldu. Diğer günler ya eve gelip uyudum ya da 20:00 sularında yattım. Ya ne yapacağıdım!? Sabahları ortalıkta kimsecikler olmadığından biraz güvensiz hissediyorum. Bir zaman sonra virüsün ve karantinanın başka boyutlarıyla yüzleşmemiz gerekmez umarım... Yine de Nisan, Mart'a göre daha güzel başladı. Mayıs da Nisan'dan güzel olursa yırttık! :) Sonra ver elini Haziran'da bilemedin Temmuz'da memleket... Ay hadi inş... ♥
15. Film soundtrackinden bir şarkı
Şu blogu hayatımda bilen 3 bilemediniz 4 kişi var. Onlardan birine "tırt parçalar"ımdan fenalık geldiği için bugün Norveç yöresinden istek parça alıyorum. :))
Bu işi de sevdim. :)) Daha varsa peçeteye yazıp uçak yapın, gelsin! ♥
Ailem mi öyle yönlendirdi yoksa ben mi istedim bilmiyorum. Gitardan önce de ilkokulda hem basketbol takımındaydım hem de folklör ekibinde. Çok hareket edince hemen yorulan, çelimsiz bir çocuktum ama ikisini de seviyordum sanki, öyle hatırlıyorum. O zamanlar tüm özel günler ya okulda ya stadyumda kutlanıyor tabii.. Biz de hepsinde varız. Kaçıncı sınıftaydık hatırlamıyorum, bir 23 Nisan zamanı yurt dışından çocuklar gelmiş, kabul eden ailelerin evlerinde kalmışlardı. Bayram günü de okulda herkes kendi ülkesinden hünerlerini sergiledi, dolu dolu bir kutlama olmuştu.
11. Aşk hakkında bir şarkı
asdafsagdsafasgh :))
Birkaç yöreden oynadığımızı biliyorum ama senelerdir sadece bu türküyü ve buna ait ilk birkaç hareketi asla unutmuyorum. Tüm gösteriler bittikten sonra da İsveç'ten geldiğini hatırladığım sapsarışın bir ovlana yanaşıp hatıra bir şeyler vermiştim, fotoğraf da çekilmiştik. Tabii ki çok hoşlanmıştım ^_^ Ay belki de ilk aşkım mıydı acaba yaa! ♥
Sonra ben nasıl olduysa bir dönem sürekli esmer sevdiğimi, esmerleri beğendiğimi düşünüyordum. Dönem dediğim de baya yıllar yıllar. Kendime gelişim son 4-5 yıl yani o kadar... Ya ben Kıvanç'cı, Karius'çu insanım, benim ilkokulda ciklet verdiğim çocuk belli, esmer nedir! :)) En kötü kumral, yahu! :D Neyse, artık bu gerçek asla unutulmayacak... Flaş flaş!
Bugünkü yazı çekirdek aileme de eğlence oldu! Çünkü ilk önce bu çocukların nereden geldiğine emin olmak için ablamı aradım. Çocukların geldiğini hatırladı ama geri kalanlar yok. "O zaman annemlere sorucam" dedim, "heralde o zaman gidip de çocuğu beğendim dememişsindir" dedi. Büyük ihtimal dememişimdir ama kesin belli etmişimdir, eder(di)im çünkü! :)) Zaten O da "evet sen o zamanlar biraz saftiriktin" diyerek bitirdi. :D
Sonra karantinanın hakkını veren anam ve babamı aradım. Onlar da sadece öyle bir 23 Nisan etkinliği olduğunu hatırlıyor. Ailecek hafızasızız! :) Dedim ki "o zaman ortalıktaki albümleri dökün içinde ecnebi gardaşlarımla fotoğraflarım olması lazım". Ay bulamadılar... Olsun... Hep beraber böyle bir saçmalıkla az kafamızı oyalamış olduk. ♥
Aynı günden mi hiçbir fikrim yok ama şu yukarıdakini buldum başka bir sosyal medyamdam. İdare edersiniz demi?
Benim her gün yazamayacağım o kadar belliydi ki... :) Keyfimin peşindeydim, iyiyim yani. Çoktandır bağır çağır şarkı söylememiştim misal, uygun ortam yoktu. Çatı katı, yan boş, aşağısı boş neden söylemeyeyim? Allah affetsin, söyledim! Evrenden özür diliyorum. :) Gitar almamıştım elime çoktandır, onu da yaptım. Ben gitar çalabiliyorum gonşular. Yani çalabiliyor-dum. Her şey düzelsin, İzmir'e bir gidişimde koluma takıp getireceğim ve baştan başlayacağım. Bir süredir zaten aklımdaydı, dün iyice gaza geldim.
18. Sana birini hatırlatan bir şarkı
Ortaokulda belediyenin açtığı bir kursa gidiyordum. Size yemin ederim aylarca sadece şu aşağıdaki parçayı çalabildim ve bıkmadım da... Şarkı tabii ki ablamı hatırlatıyor! :) Düşünün, kendinizden sekiz yaş küçük bir kardeşiniz var ve durmadan gelip "bak çalabiliyorum" deyip çalıyor, ahhahaha :D İyi ben bu yaşa kadar geldim yine...
Sosyal mesafeyi birazcıcık ihlal etmiş olabileceğim bir hafta sonu geride kaldı. Şimdi nevresim değiştirmek -ki onun dünyada bi daha yüzü gülmesin-, işe kahvaltı hazırlamak, markete haftada bir gidebilmek için kapsamlı bir liste hazırlamak gibi gerçeklere dönme zamanı...
İki sene önce bugün son bavulumu da alıp, ertesi gün yeni işe başlamak üzere İstanbul'a göç etmişim. O zamandan beri şehrin yüzü gülmedi! :P
Elbette ki hayatımda hiçbir şey değişmedi diyemem. Sosyal hayatımı olduğu gibi korumaya çalıştım, belki daha iyi bile oldu. Yemem içmem değişmedi. Aşk hayatı hala nanay... Biraz yaz ayları fark etti haliyle. Nerde o her cuma yazlığa kaçmalar! :@
Tabii en önemlisi aile... Yapış yapış bir aile olmadık hiçbir zaman ama hele şu günlerde ne olur ne olmaz diye 'acil' durum planı yapmıyor değilim aklımın bir ucundan...
O bahar buraya gelecek! Biz yine yolları aşıp sevdiklerimize kavuşacağız. O zamana kadar ilk iş günümde ablamın aldığı şu aşağıdaki bahara baksak ya biraz... ♥
Sizin iş yerlerinde de var mı bilmem, hani şu birinci ayını doldurunca ya da sene-i devriyede tatlı alma gelenekleri... Arkadaşlar, ben tatlı yerine tuzluyu tercih edip, şerbetli tatlıdan hoşlanmayan bir insanım ama (Zihin Bey bu sefer beni kesin öldürecek) bir kısmınız zaten biliyordur, Gaziburma diye bir yer var... Resmen özel bir gün olsa da iş yerine burma kadayıf söylesek diye bekliyoruz. Bak o kadar diyorum! ♥ Yarın da malum benim ikinci senem olmuş oluyor... Kafam çok karışık dostlar! :)
Biliyorum o, bu değil ama anlayışlı olun biraz, aklımı alamıyorum, nereye baksam onu görüyorum! :))
3. İsminde yemek adı geçen bir şarkı
Bir diğer tisqinme muumınttan el sallayarak gittim.
Sizin de kol kemiğinizin hemen dirsek bitişiğindeki kısımda kapı kolu kadar bir oyuk oluşmadı mı? Oram çürüdü galiba benim, bir süre sonra düşecek. Corona dirseği diye hastalık türerse Saçaklı dediydi dersiniz! :)
Bugün serviste en azından uyur gibi oldum. Gözler yarına çevrildi, dadas dasda das! :P
Yeri gelmişken o yarına çevrilen minnoş gözlerim bir süredir yanıyor. Hem gündüz hem akşam bilgisayar ekranını kaldıramadılar. Göz yaşı şeysi kullandım, bakalım işe yararsa... Zaten hay ben bu bünyemi...
İş açısından hareketli, buraya malzeme çıkarmayacak kadar tırt bir gün olmasını da fırsat bilerek gözlerimi sizin bloglara saklıyciim. (Uyuyakaldı...)
13. Playlistinde karışık modda çalan ilk şarkı
Bugün aklıma bir hinlik gelmediği için şu maddeye geçeyim dedim. O kadar 9-8'lik şarkının arasından tek tük olan romantikli, melankolili olanı seçti iyi mi!
Daha önce de belirttiğim gibi, bence Bülent Ortaçgil'den daha güzel söylüyor, bana ne...
Yardım: benim bu yuutup fideoları neden tam görünmüyor? o.O
Sabah kalktım, yüzümü yıkadım, servise yetişebileceğim bir saatte çıktıktan sonra iş yerinde öncelikle kahvaltımı etasfdaghdjasdgh... Yemin ediyorum aynı böyle günlüklerim var benim, ortaokuldan :)
İki gündür sabahları serviste uyuyamıyorum. Bakın bu bi dramdır! :) Sabahları yataktan çıkmamı sağlayan şey bu, benim için. "Hadi Saçaklı şimdi kalk, nasılsa serviste yine uyuyacaksın!". Cuma'ya kadar beklerim. Baktım hala tık yok, kendime yeni bir sebep bulmam gerek, hoff...
İş yerinde, yarından itibaren birkaç departmanın daha bulunmayacağı bilgisini aldığımız, bizim ise gitmeye devam edeceğimiz gerçeğinin değişmediği bir gündü. Şuan gerçekten evde kalmamdan daha sağlıklı bir durum, dert etmiyorum.
Bir ara her nasılsa kimsenin birbirine ilişmediği bir boşlukta kitap okumam gerektiği sorunsalına odaklandım. Aslında şuan Aziz Nesin -Yol / Böyle Gelmiş Böyle Gitmez - I okuyorum. Lakin işe git, gel blog yaz, telefon fışfışla derken hep yalan oluyor. Araya bir polisiye sokarsam muvaffak olurum gibi geldi. Kısa bir süre bu konu peşinde liste yaptım.
*** Fermina, bize polisiyeye giriş 101 yaz! ***
İş yerinde öküz gibi yediğim için akşam yemeği yiyesim gelmedi. Onun yerine cin koyayım dedim. - Yine o kadar mantıklıyım ki!- asıl amaç bu aralar aşk yaşadığım bir krakeri tüketebilmekmiş meğer. Normalde haftada bir balığını mutlaka yiyen, kahvaltısnı akşamdan yeşilliklerle hazırlayıp iş yerine götüren bir tipim. Sigaram da yok ama bu gerçekten başka bişi, bu resmen dalga köpürtmesi! :))
Musikili çelıncı da asla pas geçmek istemiyorum lakin allaşkına 23'e şu aşağıdaki aklının bir köşesinden geçmeyen var mı? Bak ona göre felsefe hocamı değil de eşini arıcam artık! :P
Yok ben ilk önce kahvemi koyar o esnada telefon fışfışlarım, kahvaltımı ise ancak spordan sonra yerim'ler falan hafta içi hep "hadiiii anca gidersin!"... Ve gerçekten öyle, anca giderim! Üçüncü ertelemeden sonra yorganı üstümden kaldırabiliyorsam servise koşmama gerek kalmıyor. Bugün de kalmadı, şükür! :)) Şimdi size beyaz yakalılık anlatacak halim yok. Öğlen arasında felsefe hocamı aradığımı anlatsam belki biraz kurtarır. Buraya daha önce yazdım mı bilmiyorum, lise sonda tanımadığım insanlardan dayak yemiştim. Baya yanından geçtiğimiz bir lise grubu saçımı başımı yoldu. Ve yemin ediyorum 10'da 0 kusurluydum. 0,1 falan bile değil. Kafamdaki saçların yarısı döküldü, bir takım röntgenler, tomografiler, boynu bir süre kıpırdatamamak derken geriye sadece içimden nasıl taşıracağımı bilmediğim siniri kaldı. Onu da bir gün kumandayı duvara fırlatarak kırmamla sanırım bir miktar attım. (başka da duvara eşya fırlatmışlığım yoktur.) Neyse... Lise son olduğu için dershaneye de gidiyorum, klasik... Bir felsefe hocamız vardı her şeyi aşkla anlatabilen. :) Daha çok da arkadaş gibiydi. Bugün hesapladık zaten aramızda on yaş varmış. :)) O dönem bozulan psikolojimi yine kendi çıkış yolumu kendim bularak, benimle haftada bir yarım saat de olsa muhabbet etmesini sağlayarak buldum. Sonra dershane bitti ama Cable Guy Saçaklı bırakır mı! Arada ziyarete gittim, gidemiyorsam aradım derken bir yerden sonra telefonunu kaybettim. Yıllaaaaar geçti şükür ki yaşıyor muyum diye kontrol etmek için o aradı. :) O zamandan beri yine kopmadan görüşüyoruz. Yani ben öyle sanıyordum. Yine bugün fark ettik, bir sene olmuş görüşmeyeli :/ O sırada bir takım felaketler yaşamış... Şimdi iyi, zira klasik sorularını "ya sen hala evlenmedin mi" , "kaç yaşındaydın sen ... bak 40'a az kaldı!" sıraladı... ♥ Sonrası malum biraz korona geyiği... Ama kahkaha atabilecek çeşidinden! :) Ve konuşmanın sonunda pazartesiye nanik yapan bir iç huzur! Vurdu gol olduuuu...
Siz ola ki topu bugün taca attıysanız diye şuraya içinizdekileri kusmak için başka bir yol bırakıyorum. - Yalnız adamın nasıl içine oturduysa artık! o.O -
19. Öfkeli olmak
hakkında bir şarkı
Yeterice tisqindiyseniz elimde mendil, dizlerden hafif salınarak gittim ben... :)
Dünkü tamirat işleri beklediğim kadar iyi gitmedi. Fena idare etmiyordum aslında ama insanlardan kaçmak için eve kapanmak dahi yetmiyor bazen... İki kemer ve bir bornoz kuşağını birbirine bağlayarak penceren bir poşet çekmem gerekti diyeceğim sadece! Dahasını da demek istemiyorum sevgili komşiler...
Onun yerine tamirata kaldığım yerden devam ederek daha önce izlemediğime sevindiğim şu filmi izledim diyeceğim. Aşık oldum itoğluğide! ♥
Günlük tutma çelıncımıza ek olarak bir de şöyle şarkılı türkülü bir seçeneğimiz varmış. Aslında ben asalak gibi milletin listesine salça olacaktım, kararım bu yöndeydi. Sonra dedim acaba pavyon şarkılarından bir liste hazırlayabilir miyim? Meğer sandığım kadar bilgili olduğum bir konu değilmiş. :)) Benden nasıl tisqinirsiniz diye düşünüyorum, yapıcaz bişiler! :D Karışık çala tıkladım varsayın;
2. Seni tarif eden bir
şarkı
Her şey, bir yaz Bozcaada'da tatil yapmaya çalışırken hiç güneş yüzü göremememizle başladı. ♫♪"Adalarda Yanıksızım"♪♫ diye diye dolaştım ortalıklarda. :)) Sonra bu, her duruma evrilmeye başladı. Şimdi de ♫♪"Karantinada Salonsuzum"♪♫ işte...
Bugün düne göre daha geç kalktım, çünkü neden, gece geç yattım, o da asap bozukluğundan sebep... Neyse ki yeni tur yeni şans diyerek bastım kahve suyunun düğmesine. Sizlerden edindiğim faydalı siteleri, bilgileri falan hep sevdiklerime pasladım kahveyi yudumlarken. Millet korona paylaşımları dışında bir şey görmeye aç aç! (bknz: Yiğit Özgür karikatürü)
Devamını da dünkü gibi getirdim, 7-8 dakikalık spor, yihha! Yemeği hakedince de yine geç bir kahvaltı hazırladım. Evde olduğum her gün mahallemiz kumrularına pencere önü ikramlarında bulunuyorum. Aslında dün de yapmıştım ama yazmayı unutmuşum. Bugün de değişmedi.
Ilık bir duş, dur türk kahvesi de yapayım öyle otururum derken ta taaa... Birazdan gider siz ne yapmışsınız kontrol ederim. Akşam olunca da belki yine dünkü gibi eski ama güzel bir film bulurum.
Hafta sonu 2'de 2 yaptık lakin hafta içi aynı performansı gösterebilir miyim şüpheli. Malum işe gidip-gelmeye devam... Du bakalım ya, masa var neticede!
Nisan sonuna kadar devam eden bir çelınc var imiş. Blog, bitirilemeyen çelınc çöplüğü olmasına rağmen elbette ki katılıyorum. :)) Nisan sonuna kadar bir nevi her gün günlük tutacağız. Yine dene, yine yenil bizden sorulur diyerek sağ ayakla giriyorum... Dün gece erken uyuduğumu sanıyorum. Uyumadan önce de son bir hamle ile saatimi 9 sularına kurmuşum. Good boy! :) İşte o sıralarda bir gayretle kalkıp evi de boş görünce sevindirik oldum, yalan yok. Hemen gidip kendime bir bardak kahve koydum. Evin bir süredir kullanamadığım bölümü salona gidip, elimde kahve ile tv'de ne kadar saçma şey varsa izledim ve sosyal medya fışfışladım. Bir klasik olarak sesli güldüğüm gönderileri sevdiğim kişilere paslayarak bir kez daha güldüm.
Sonra inanmazsınız yine bir gayretle matımı alıp 7-8 dakika da olsa spor yaptım. Karantina sebebiyle normalde ücretli olan uygulamaların bazıları bir süreliğine beleş! :) Bildiğim bir tanesi 7 Minute Workout | Down Dog. Nike Training Club ise sanırım sürekli ücretsiz. En azından ben uzun zamandır ücretiz kadarıyla ihya oluyorum. :)
Eh sadece kahveyle nereye kadar diyymi efenim! Soğanlı bir menemen ve bol limonlu bir takım yeşilliklerle geç bir kahvaltı edip 12:30'daki Cambly randevuma geçtim. Şirketimiz sağolsun, isteyenlere 6 aylık ya da 1 yıllık paket alabileceğini iletince ben varım dedim. Çünkü neden yararlanmayayım? :) İlk başlarda düzen oturtana kadar saçma sapan gelse de kafama göre birkaç hoca bulduktan sonra eğlenceli bir hal aldı. Karantina meselesiyle de iyice arkadaş gibi olduk. Dedikodu da yapabilir hale gelmemize ramak kaldı gibi hissediyorum. :D O zaman deymen qeyfime be! :P Henüz Cambly hocalarımla dedikodu yapamadığım için dersin ardından ilk önce ablamı arayıp bir takım iş dedikodusu yaptım, uppsss! :) 2 seneye yakındır başka şehirlerde yaşamamıza rağmen annem ve babamla görüntülü konuştuğumuzu hiç hatırlamıyorum. Dün gece gelen şehirler arası seyahat yasağının da etkisiyle onları da görüntülü aradım. Mutlu oldular ^_^ Ben de oldum. ♥ (Şükürler olsun sadece kendime) Türk kahvesi yapıp odamda pc karşısına kuruldum. Önce bir baktım siz neler yapıyorsunuz diye. Sonrası işte malum... Normalde kendini eyleyebilen biri olmama rağmen, bir süredir farklı cephelerde yaşadığım gerginlikler nedeniyle dün beni hayli zorlayan bir gün oldu. Bugün onu tamir etme zamanı ve bence bu saate kadar da fena gitmedim. ♥ (15:15) Günün devamında biraz daha sizin bloglara salça olur sonra da beni iyi eden şeylerle sosyal mesafeli sarılmaya devam ederim. Dirsekleyerek gittim... :)