Fermina Türkçe'ye çevirdi,
Nur topu gibi, 52 haftalık bir challenge'mız oldu.
Hafta 15 (9 - 15 Nisan) What are you wearing right now? / Şu anda üzerinizde ne var?
Üstümdekiler tarihe uymuyor bari fotoğraf o haftadan gelsin :)
Üstümde bordo bir polar... Önemli olan boğaza kadar
fermuarlı olması. Geçen seneden beri sanki tam iyileşemeyen bir boğaz ağrım var. Üstelik
kamera falan da sokturdum kendisine, bir sonuç alamadık. Dışarıda boğazlı kazak
giyemesem de evde yatarken koruyayım bari diyorum.
Ben bunu derken alternatif turpçular, kişisel gelişimciler,
reikiciler, yogacılar diyor ki; sırt ağrısı üzerinizdeki fazla yükten, boyun
ağrısı istemeyerek boyun eğmek zorunda kalınanlardan, boğaz ağrısı ise
söyleyemediklerimizden kaynaklıymış.
Hepsini kulak ardı ediyorum, tekme tokat dalıp, kapı dışarı
ediyorum diyemem ama İzmirliyim ve kadınım, ne kadar susuyor olabilirim! :))
Halbuki atış poligonlarına alternatif küfür poligonları olsa KBB işsiz! Bize
ayrılan kulvarda karşımızdaki cansız (canlı da olabilir aslında) “şey”e gün
içinde etmek isteyip de edemediğimiz küfürleri saydırabileceğimiz bir poligon
çok para kazanmasa da sürümden işi götürür gibi geliyor.
Sanal gerçeklik gözlükleri şimdilik bizi keydedilmiş sınırlı
ortamlara salabiliyor, tamam. Teknoloji biraz daha gelişecek ve gün içinde ağız
dolusu küfür etmemiz gereken, hatta belki bir yumruk atmamız gerekirken sadece
gözlerimizi belertip devam etmek zorunda kaldığımız anlara dönebileceğiz,
inanıyorum. Eve gelip gözlüğümüzü takacağız ve ön arabanın camından atılan çöpü
sahibine yedireceğiz misal... Ya da iş yerinde göz göre göre üstümüze
gelenlerin kafasını balona iğne batırır gibi patlatıvereceğiz. Plaza diliyle
win-win! İçimizde kalmayacak-zarar gören olmayacak... İşte ben buna teknoloji
derim.
Neyse işte, eve geldim, duştu bir şeyler atıştırdı derken
şuan pijamalarımla oturuyorum. Henüz “İstanbul’un soğuğu İzmir’inkine benzemez”
soğukları başlamadı. Yine de önlem olarak bir mont bir de ucuzundan kar botumsu
aldım tabbii. Nisan’da geldiğim için henüz ev ne kadar ısınıyor tecrübem yok.
Yaşayarak göreceğiz. “İzmir’in sıcağı İstanbul’unkine benzemez” sıcakları geçti
misal... İzmir’de klimayla uyuduğum mevsimleri İstanbul’da pencerem açık üstüm
örtülü tamamladım. Üşüdüğüm zamanlarda kendime bunu hatırlatmayı planlıyorum!
:)
Biz bu zımbırtıyı çoktan terkettik, sen inatla devam diyorsun yani, çelınçcı seni :)
YanıtlaSilŞu boğaz ağrısı, geçen yıl beni terketmek bilmedi, aynen senin gibi KBB ye gittim, bişi bulamadı ama şöyle bir yorum getirdi, sonra aynı yorumu Gülse Birsel'in bir yazısında okudum. Boyunda garip adlı bir kas varmış,unuttum şimdi adını, onun tutulması boğaz ağrısı gibi hissediliyormuş. Genellikle yanlış duruş, gerginlik falan sebep oluyormuş. Belki seninki de o tarz bir şeydir. onun dışında özlemiştik iyi oldu ve üşümeden geçecek bir kış diliyorum...
aaa! e onların hepsi bende var...
Silyalnız bir ara kasın adını garip sandım ahahhaha :D bence yakıştı.
ben de özlemişim, karıştırdım, burdayız hala, oley! ♥
Ahaha garip adlı kas, İstanbullu Gelin kası :)
SilBen de tam seni düşünüyordum dün nerede Saçaklı diye, yazını görünce cevabımı aldım mutluyum, sessizce gidiyorum :).
YanıtlaSilBurda! :) sinsice okudum uzun zamandır, karabataklıktan çıkayım artık ben de ses çıkartayım, evet...
Silben de mutlu oldum bulunca <3
Ay ben de bıraktım çelınçı çok üstüme geldi bence.
YanıtlaSilHayatımdaki -enleri bulmak zor. 33 yaşındayım ve sürekli bir şeylerde karar değiştiriyorum.
Popo kısmındaki ağrıya ne sebep oluyormuş , o reikecilere soram bir .
Özlemiştim iyi ki geldin.
Geç de olsa çelınç bitirme huyum var, dönüş ısınması gibi oluyor :)
SilKırıp kıçını oturma sendromu o çok değişikli :P
:*
Daha dün bu sayfadaydım (öneri makinesiyle bizim içimize doğmuş demek). Where is Saçaklı diyordum. Gelmiş meğerse :)
YanıtlaSil"Ağrıların hepsi kafanızın içindeğğğ" diye havalandı oturan yogi :D Bu şalanja hiç başlamadım sahibi affettsin ama fevkaladenin fevkinde uzun, ömrüm yeter mi yetmez mi bilemedim, hiç girmedim :) Leeet the sunshine iiin.
Birkaç hafta önce yazmaya yeltenip bilgisayar izin vermeyince yılmıştım. Her şeyin zamanı var yogisi devreye girmiş demek :)
SilBlogları metroda uygulamadan okuyarak sinsiliğime kademe atlattım eueheueh :) halbuki ses çıkarınca ne çok eğleniyodum. Toplu taşımada köstebekliğe son, o güneş içeri girecek!
Welcome back stranger!
YanıtlaSilUzunca bir ara olunca giriş seninki gibi havalı olsun dedim. Zira başlıkta 15. hafta yazsa da teknik olarak 44. haftasındayız bu meydan okumanın. (İngilizce başlayıp Türkçe kasmak. "Challenge"ı neden hala Türkçe'ye uyduramadılar acaba? TDK nerde?)
İlginç şekilde zamanın göreceliliği kuramını test eden bu challenge'da; yazar bir gezegene inip dalgayı dağ zannettiği sıralarda başka bir yerdeki bir uzay gemisinde biz hızlıca yaşlanıyorduk.
(Spoiler alert
Interstellar
Spoiler alert)
Eve gelip gözlüğümüzü takacağız kısmıyla ilgili düşüncelerim bir miktar daha sci-fi bende.
Hani çok klişe olmasın diye matrix demiyorum ama Bruce abimizin güzel filmi Surrogates'daki gibi belki evden hiç çıkmayacağız ve win-win-win olacak (android'imizi de hesaba kattım.)
Evdeki m.c.delta-t 'yi rahatça ölçecek kadar bir sıcaklık değişimi bekleniyormuş İstanbul'da gelecek hafta.
Aslında bu cümleden sonra kapanışa geçecektim ama aklıma acaba vücut fiziken Kars soğuktayken beyine "sen şu an Miami sıcağındasın" sinyali verilse hücreler hangisine inanır sorunsalı geldi. Hücrelerimizin "Biz gördüğümüze mi inanalım duyduğumuza mı?" dediği bir gelecek hayalinden herkese selam olsun.
B.K.
Hoş geldin tatlı Saçaklı :)
YanıtlaSilmihii :)
SilAma bir sen bir de UFOlar görünüp görünüp kayboluyorsunuz!
YanıtlaSilİzini Fermina Daza'da yakaladım. Lütfen kaybolma merak ediyoruss seni kıymetlimissssss
tanımlanamayan saçaklı cisim! :)
Silher şeyleri aynı anda yapamıyor muyum acaba ben :D
aaaa sen gelmişsin geri de ben görmemişimmmm, hadi özledik ama daha sık yaz, dollu anlatacak şeyin var bize di mi ;)) özledim valla...
YanıtlaSilaslında değişik bir şey yok. yine çalış gez dolaş uyu... :)
Silçıkar çıkar ama... :)
blogun görünüşü değişmiş, hep kaçırmışım, piuu!
Çok geçmiş olsun. Sanal gözlüklerle dediklerini yapabilmene az kaldı, hatta yapabilirsin diye bir mesleki bilgi vereyim. Biz seyahatlerimizi ve global toplantılarımızı sanal gözlüklerle yapıyoruz artık. Güzel İzmir'imin soğuğu da bir başka serttir. Bazen İstanbul'un soğuğu da neymiş dersin. İstanbul soğuğu mıymıy, sürer de sürer. İzmir agresiftir, dondurur ertesi gün hırka yeter. Karakteri vardır, ülkenin bıçkın delikanlısıdır. Sıcağımıza hayran olduklarından Çeşme' den çıkmazlar, yazı bize zindan ederler.
YanıtlaSilteşekkür ediyorum :)
Sildoğru aslında izmir'in soğuğunda kalın giyinmek işe yaramıyor, içe işliyor. burada uygun kıyafetler baya ısıtıyor.
teknolojik haberleri bekliyoruz! :)