Boredom is Fun paylaşmıştı,
Fermina Türkçe'ye çevirdi,
Nur topu gibi, 52 haftalık bir challenge'mız oldu.
Hafta 9 (26 Şubat - 4 Mart) Share a childhood memory. / Bir çocukluk anınızı paylaşın.
Hatırlamak üzerine kurulu bütün sorularda olduğu gibi bunda da zorlanıyorum. (Diğerlerini bir çırpıda cevaplıyormuşum gibi çekin!) İlkokulun ilk yılları ve öncesindeki olay örgüsü kafamda biraz karışık. Kronolojiyi bir türlü tutturamıyorum. Sanki hatırlayabildiğim en eski anım ilkokul yıllarına aitmiş gibi geliyor. Neyse ki fotoğraflar ve anlatıcı ihtiyarlar var. :)
Efenim bendeniz Temmuz 1983 İzmir doğumluyum. Ben doğmadan bir süre önce ailem iş nedeniyle Muğla'ya taşınmış. Doğumu daha geç bekliyorlarmış. O yüzden tatil için dımdızlak İzmir'e gelmişler. Bana da yolda çarşaf yırtmak suretiyle yapılan bezlerle idare ederek doğmak düşmüş. İlk kıyafetler olarak da birkaç ay önce doğuran kuzen çocuğunun cicileri alınmış. Alışveriş yapmak yerine hala ablamın küçülen ve eskiyen şeylerini tercih etmem sanırım o günden geliyor! :P
Doğumdan bir süre sonra Muğla'ya dönmüşler. Geçen aya kadar İzmir'e temelli gelişimiz ben 3,5 yaşındayken oldu sanıyordum. Meğer 5,5 yaşındayken olmuş!!1!1!! Ya insan böyle bir bilgiyi nasıl yanlış edinmiş olabilir? Hala aklım almıyor... Kafası karışık ve hafızasız bir aile olmamıza veriyorum. (Erkek olsaydım adımın Tınaz olacağını da yine 2016'daki challenge sayesinde öğrenmiştim!)
Annemle babam çalıştığı için bana alt komşumuzun annesi olan Muğla'lı bir teyze bakmış. Bir güzel şivem varmış kiii... İzmir'e döndükten sonra annem, babam ve ablam dışındakiler beni anlamakta bir süre zorlanmışlar. <3 Keşke hep öyle kalsaydı. Sevimliliği düşünsene! :))
Konu komşunun bahçesindeki hayvanlardan getirdiği süt ve yumurtalarla büyüdüğüm için İzmir'de bir süre bu ürünleri tüketememişim. Şimdi de diğeri için kokuyor derim, kesin... Hayatımdaki bu tersine göçün temellerini de o zaman attığımı varsayıyorum.... o.O
Bana bakan alt komşunun geçim kaynaklarından biri yorgan dikmekmiş. Ve ayak tam da yukarıdaki şekilde konuyormuş. :)) (Bu vesileyle kendimi de göstermiş oldum :P)
O günlerde yaşananların neredeyse hiçbirini hatırlamasam da, fotoğraflara baktıkça hiç de fena bir çocukluk yaşamadığımı görüyorum. <3 İzmir doğumlu bir goca Muğla'lı olarak konuyu bir anıya bağlayacağımı tabii ki hiç düşünmediniz... :)) (çünkü, hiç bağlayamıyor...) Düşünmediniz demi?
:)
Bakalım B.K. kendi çocukluğundan bahsedecek miydi...

Haha, bu çocik sen misin, çok tatlı. Yalnız o ciddiyet 😊
YanıtlaSilBenim bir ceketim vardı anneannemin diktiği abartmıyorum, nesillerce giydik 😂
işimi ciddiyetle yaparım! :P
Silneden eskilerin diktikleri hep öyle sağlam? dedem terziydi, anneanneme diktiği her şey sapasağlam... <3
Ayy diktiği demişim ya, hataya gel ördüğü olcak o 😂 ama gerçekten dediğine katılıyorum, bu kadar çeşit yoktu ve daha kaliteliydi herhalde. Yalnız hala duruyorsa çok şanslısınız, bizimkiler o güzelim kıyafetleri hep dağıtmışlar zamanında, tabi ne bilsinler gelecek nesil(ben oluyor bu) vintage diye çıldırsın 😂😂
SilAnneannemin giydiği bir kısım duruyor gerisi benim alakam olmadığı için dağıtıldı tabii ki... bileydim bir tane Öneri Makinesi de ayırırdık :)
SilBacak pozisyonu çok başarılı yalnız belki de bir yorgan dikili doğacaktı İzmire dönüş olmasaydı😇
YanıtlaSilne güzel olurdu bir zanaat bilmek. ^_^
SilBu mesleği devam ettirecek ender kişilerdenmişsiniz ama siz de mesleğe nankörlük etmişsiniz. :)
YanıtlaSilDaha o zamanlardan yanlış seçim yeteneğim gelişiyormuş :))
SilBenim de ilk anılarım ilkokul zamanlarına gidiyor daha eskisi çok az ve flu:))Şanslısın sana anlatacaklar var etrafında ben de o da çok sınırlı sayıda:(( Fotoğrafa bayıldım, şimdi de böyle oturabiliyorsan ve yorgan dikiyormuş gibi uzun süre kalabiliyorsan süpersin yapamıyorsan boş ver hiç möhim değil:))
YanıtlaSilyaşasın hafızasızlık! :)
Silbağdaş kurup uzun süre kalabiliyorum ama bacağı uzatıp dik oturamıyorum. işte bunlar hep kütük kadar esnek olmaktan... :P
:) Yorgan dikme işini de bi düşün istersen acayip profesyonel bir duruş görüyorum.
YanıtlaSilmeslek edinme olayına şuan o kadar başka bakıyorum ki :)) keşke kalaymışız...
SilSen ne güzel dünyaya gelmişsin öyle tatlı Saçaklı!:)
YanıtlaSilgeçen bi fotoğrafta da pusetimin mavi olduğunu gördüm... ya bunlar napmış ben doğmadan anlamadım ki :))
Sil<3
Neyse ki İzmirden Ankaraya falan gitmemişsiniz. :) Sıcak sıcağı çekmiş :)
YanıtlaSilŞimdi niye oralarda yaşamıyoruz ki, pff!
Silhahahaaaa :)
YanıtlaSilSen de erken doğmayaydın be saçaklı :)))
O oturuş şekline hasta oldum yalnız ;)
:))
Silben erken doğmamışım aslında, bunlar benim geç farkıma varmışlar! (aha aile sırları!) :))
:)))
Silbak buna sesli güldüm işte :)
Blog sahibinin kısıtlarının bi' farklı alt kümesi bende de var sanırım.
YanıtlaSilSpot ışıkçı düğmeye bastığı an yetişmek nasip olmadı anca şimdi yazıyorum.
Ki şu yazıya başladığım an ve mekanın dili olsa da konuşsa aklımda bi tek çocukluk anısı yok.
Lisede okul binasının arkası tamamen bataklık olurdu yağmurlu günlerden sonra. Müdür yardımcısı, ölmedi ama ruhu hep mutlu olsun iyi biriydi, girmeyin evlâdım o çamur deryasına derdi. Bilseydim ki hayatın bi simülasyonu orası, hiç çıkmazdım mümkün olduğunca çalışırdım gerçeğine girmeden önce orda. Ama işte insanoğlu hata yapmadan bilmiyor yanlışın yanlışlığını.
O anlarda bilemediğim ve şu an mümkünlüğüne inanamadığım bir dostluğun o an tohum olduğunu da anlamıyor insan.
Bağlanamayan sadece blog sahibi olmadığı için gönül rahatlığıyla devam ediyorum :)
O çamur deryasında ortadaki taşlardan atlaya zıplaya bir uçtan bir uca geçmeye çalışan ben ve şu anki 25 yillık dostum vardık. Ve ben çokça zamanlar onu ortadaki bir taştan o çamur deryasının içine düşecek şekilde tutmazdım. Tutabilecekken hem de.
Şimdi düşününce çocuk zalimliği diyorum ama yine de yapıyordum çünkü yapabileceğimi biliyordum. Insanoğlu da bu şekilde sanki.
Birine her ne yapabileceğinize izin verdiğiniz algısını veriyorsanız onu size yapıyor o kişi.
O arkadaşımdan hiç özür dilemedim onu çamura ittiğim için ve zira dilesem "ya olm saçmalama" derdi.
Ama zorluklara ittiğim başka insanlar da olmuştur bu anımdan sonra ve onlardan özür dilerim bu anonim yazının verdiği anonimlikle.
Aslında büyükkenki yaşlarımda yaptığım çocukkenki yaptığımdan felsefik olarak farklı değildi.
Ya keşke ben de annanemle bi anımı yazaydım dedim şimdi. Hem daha keyifli bi okuma olurdu hem daha rahat bi okuma olurdu takipçilere.
Hep sevgiler dileyen insan,
B.K.
Bir takım takipçi, bence hala tek bir kişinin şizofrenisiyle boğuştuğunu düşünüyor! :))
SilMekandan bağımsız olarak sadece saat bile bağlayamama sebebi olarak kabul edilebilir sevgili B.K., müsterih olunuz... :P
Ana konu içinse müsterih olmayınız, iç rahatlatamayacağım... insanoğlu öyle değil! sırf yapabiliyoruz diye bir takım şeyleri yapmayı denemiyoruz... yani en azından hepimiz... ya da ilk önce karşı taraftan bize zarar verilmeye çalışılmadıysa...
bazenleri "ya olm saçmalamayı" da duymak gerekebilir.
içten olmayan özür dilemeler, dileyeni rahatlatırken, içten olanlar karşıdakinde de unutamayacağı bir etki bırakabiliyor.
Bugüne kadar benden bir kere özür dilenmiş gibi hissediyorum. Ay belki bir ara da onu yazarım...
Neyse çok karıştım ben! :)
B.K.'nın milleti çamura itmediği bir dünya dileğiyle...
ahhahah :D