Uyuyorum.
Geçen gün arkadaşın sekiz kiloluk bebeğini bir süre taşıdıktan sonra kahve fincanını kolumun titremesinden ağzıma götürememiş, artık gidişatı değiştirmenin vaktinin geldiğini iyice anlamıştım. Bugün hafif bir kahvaltının üzerinden iki saat geçmesini bekledim ve arka sokağımızdaki spor salonuna gittim. "Benim güçlenmem lazım ama ayağımda da sakatlık var" dedim. Adam beni ölçtü, biçti [ 93-81-98 :(( ] ve bir program yazdı. Sonra baktı benim kaslar gerçekten marshmallow "siz bunları 4*10 değil de 3*10 yapın" dedi. Yaptım. Hala saçlarımı yıkayabilecek kadar kollarımı yukarıya kaldırabiliyorum! :)
Yanılmıyorsam 2003 senesiydi. Köprülü Kanyon'da rafting yapmıştık.
- Suyun döküldüğü yere gidelim miii?
- Eveeeet!
Lan salak! Belli ki suyun akış yönünün tersine gideceksin, senin neyine!? Bir metrelik mesafeyi on dakikada falan gidebiliyorduk sanırım. Akşam dönüp de duşa girince acı gerçekle yüzleştik. Kollar boyun hizasından yukarı kalkmıyordu. Bildiğin et kesmişiz. Gördük eb... suyun kaynağını. Bir güzel soğuk suyun altına da sokmuşlardı. O yüzden benim için et kesmenin ölçü birimi kolun kafaya kalkabilmesidir. Onca yatışın ardından ilk spor günü için iyiyim. Kafamı kendim yıkadım! :)
https://tr.pinterest.com/pin/741053313656407438/


