11 Mayıs 2012 Cuma

MaRu =o)

Kedi hastaları hiç değilse en az bir kere duymuştur Maru'yu... Bilmeyenler için Maru bir Japon kedisi, sahibesi bayan sayesinde baya bir meşhur. Baya derken, baya demek istiyorum :) Kendisinin benim bildiğim, üç kitabı var... Bu kitaplar Amerika ve Avrupa'da da satılıyor bildiğim kadarıyla. Bir de sadece Japonya'da satılan takvim ve çeşitli hediyelik eşyaları mevcut. Neredeyse her sene YouTube'dan video ödülü alıyor ve tüm dünyadan takipçileri var. Baya meşhur demiştim sanırım :)
Yine bilmeyenler için, kendisi bir kutu manyağı :)) Nerde bir kutu Maru onun içinde. Ben çoğu zaman japoncam olmadığı halde ingilizce kısımları sayesinde şu blogtan takip ediyorum bir hayranı olarak :) Çoğu videosunu da bıkmadan usanmadan izlemişliğim var, evet (:
Ama bir videosu var ki her izlediğimde aynı derecede gülebiliyorum :D Sahibi Maru üzerinde deney yapmış :)) Her defasında o kutuya doğru hevesle gelişi yok mu... ^_^
Beni eğlendirdiği kadar sizi de eğlendirir umarım.
Evet cuma, başlayabilirsin...
;)


27 Nisan 2012 Cuma

Postaaaa ~ 1

.... diye bağırdı aşağıdan postacımız :)

Dışarı çıkarken posta kutusunu açtım ki ne göreyim 8 tane kart gelmiiiiiiş :) Araya gururla sıkıştırmak istiyorum ki ben bir postcrossing üyesiyim :)
Ve fakat bu aralar merakla beklediğim başka bir kart vardı... O da geldi;

(yarın gündüz gözüyle doğru düzgün çekince bu fotoğrafı değiştireceğim)

Teee Cezayir'den... Akranımdan ;)) Tuğba'dan ^_^ Cezayir posta kurumunu test ettik, onayladık... Çalışıyor! :)  

"Yok artık" dediğim (gerçekten dedim sorun kendisine :P) bir sürü ayrıntı buluşturdu sanırım bizi... Çok memnun ve keyifliyim bu durumdan ^_^  
Bir yandan da uyuz oluyorum (ki bunu da dedim, aha burda yüzü! ;) ) kendisine ayrı eşi Yiğit'e ayrı...
Herşey şu video yüzünden oldu;
ve yine bir takım başka maharetleri yüzünden sinir olmak uyuz omaya kadar devam etti :))))
Buradan ikisine sesleniyorum; bir video daha koyun, hislerimi test edeceğim...
Lüffeeeeeen :)

23 Nisan 2012 Pazartesi

Yağmursuz Penguen Günü :)

Yaşasıınnnnnn :) Kitap Fuarına bu cumartesi gidişimde yağmur yağmadı. Bulutlarla korkuttu sadece :)

Uzuuuuunn uzun yazdım daha önce İzmir Kitap Fuarı'nı, o yüzden bu post sadece bana sinir olmanız için... Evet evet... Yanlış okumadınız :)

* Yaklaşık 5 saat ayakta ve yalnız bekledim kuyrukta.

* Kendini zeki sanıp araya kaynak olmaya çalışan ergenlerle sinir attım biraz.

*

kitabımı bitirip,


kitabımı okumaya başladım. 5 saat diyorum... Yalnızdım diyorum!! :))

* Bekleyişimin ardından en güzel dakika, Erdil Yaşaroğlu'nun kendisine yaptığım janawaur kitap ayracını onun için imzalamamı istemesi oldu! ^_^  

* Onlar elimdeki poster ve çantayı imzalarken ben de bol bol onların fotoğrafını çektim =o)















Sanırım açlık ve susuzluktan ellerim titremiş, fotoğrafları pek beğenmedim o yüzden... Ama sizi sinir etmeye yeter gibi geldi :P

* Üniversite yıllarımda da katılmıştım Penguen imza gününe, o zamanlar kalabalık bir grup halinde bekliyorduk daha eğlenceli geçiyordu elbette ama aynı o zaman ki gibi beklediğime değdi. İşim yüzünden son 3.5 senedir katılamadığım her etkinliğin acısını (hatta afedersiniz b.kunu) çıkartışımın keyfi ve mutluluğu içersindeyim! (:

* Böyle;

bir çantam oldu neticede :)) (İsmimin yazdığı iki yeri karaladım azıcık). Bir de posterim var ama onun her yerinde adım yazıyor, uğraşması zor geldi :P

* İyi ki geldiler! >_<

* Çok küfür etmeyin olur mu? :))

* Hepimize mutlu haftalar.

:)









19 Nisan 2012 Perşembe

İzmir Kitap Fuarı 2012kiki :)

Alamadığım kitaplar böğrüme oturduğundan bugün (çarşamba) bir daha gittim fuara :)) Ve artık eminim ki benim kitap fuarına gitmem ile yağmur yağması arasında çok gizli bir bağlantı var. Cumartesi bir daha gidicem aynı şey olursa yazılı kaynaklara geçsin artık... :)
Bu kez ilk önce sahaflarla başladım işe. Bir sürü Aziz Nesin kitabı aldım. :)
Sonra alınacak kitap listem girdi devreye. Her yerde bulamadığım için önceliğimi eksik olan Oruç Aruoba kitaplarına verdim. 6 adet eksiğimden 2si zaten mevcut değildi. 4üne de benim param yetmeyince "kesik esin-tiler", "sayıklamalar" ve "meşe fısıltıları"nı almayı seçtim.

Ayrılmadan önce "Oruç Aruoba'nın da imza günü olsa çok şahane olur" fikrimi görevli bir beye ilettim. Kendisinin böyle bir şeyi pek tercih etmediğini, gelse bile şartlarının enteresan olacağını, mesela imza gününün olduğu gün kesinlikle kendi kitaplarını sattırmayacağını sadece hali hazırda kendisini okuyanların kitaplarıyla gelmesini tercih edeceğini belirtti. Zaten büyük olan hayranlığım iyice dağlara taşlara sığmaz hale geldi sayesinde :)
Daha sonra Kırmızı Kedi yayınevine yanaştım. Blogları gezerken not aldığım ve satıcı kişisinin de önerdiği Hüsnü Arkan'dan Mino'nun Siyah Gülü kitabını aldım. 
Sonra sahaflarda bulamadığım bir Aziz Nesin kitabını, Bir Sürgünün Anıları'nı aramaya koyuldum. Yanaştığım rastgele bir standtaki dünyanın en iyi görevli kişisi kendilerinde de hikayelerinden toplanmış bir kitabın mevcut olduğunu ama her alışverişte çocuklara bağış sağlandığından bana Nesin Vakfı'nın standını tarif edeceğini söyledi. Senden çoğaltmak lazım, sayın görevli! :) O, eminim ki çok güzel tarif etti fakat ben bir türlü bulamadım. Sonra baktım böyle deli dana gibi bakınarak olmayacak, bir önceki yazıda bahsettiğim yerleşim planından bulmak geldi aklıma. Penguen Dergi standının yanında durup açtım çarşafı... 
Nesin Vakfı standı 309... 
Penguene de bakıp yerimi anlayayım... 
Penguen 209... 
E bunlar karşı karşıya gözüküyor!!!
Kafa kaldırılır ve markette makarnaların yanında dikilerek "makarnalar nerde acıbaaaa" diye soran insan kıvamında olmaktan utanılarak standa ilerlenir. Tabii ilk önce bir müddet halime gülünür :)) 
Neyse ki bu üstün iz sürme tekniğim boşa gitmedi, kitabı buldum ve aldım :)
Cumartesi, çalışmayan kişi olarak imza günü kuyruğuna yine beni kurban etmeye karar vermişlerdi zaten. Bu sefer bahşişimi önceden aldım ;)

Bir de posterim var ama başarabilirsem onu imzalattıktan sonra göstericem :)
Yine cebimdeki tüm parayı anlattıklarıma yatırmanın dayanılmaz hafifliği ve huzuru içinde ikinci ziyaretimi de tamamladım. 
Sonrasında sevgiyolu devamında tüketilen kumpir var ama zaten buraya kadar okuyup bana sinir olan Serrose'yi daha da çılgına çevirmenin alemi yok! :))
En iyisi, dönüş yolunda da ne kadar çok yağmur yağdığından şöyle üstün körü bahsedip, tüymek...
Vınnn....
:)