Alamadığım kitaplar böğrüme oturduğundan bugün (çarşamba) bir daha gittim fuara :)) Ve artık eminim ki benim kitap fuarına gitmem ile yağmur yağması arasında çok gizli bir bağlantı var. Cumartesi bir daha gidicem aynı şey olursa yazılı kaynaklara geçsin artık... :)
Bu kez ilk önce sahaflarla başladım işe. Bir sürü Aziz Nesin kitabı aldım. :)
Sonra alınacak kitap listem girdi devreye. Her yerde bulamadığım için önceliğimi eksik olan Oruç Aruoba kitaplarına verdim. 6 adet eksiğimden 2si zaten mevcut değildi. 4üne de benim param yetmeyince "kesik esin-tiler", "sayıklamalar" ve "meşe fısıltıları"nı almayı seçtim.
Ayrılmadan önce "Oruç Aruoba'nın da imza günü olsa çok şahane olur" fikrimi görevli bir beye ilettim. Kendisinin böyle bir şeyi pek tercih etmediğini, gelse bile şartlarının enteresan olacağını, mesela imza gününün olduğu gün kesinlikle kendi kitaplarını sattırmayacağını sadece hali hazırda kendisini okuyanların kitaplarıyla gelmesini tercih edeceğini belirtti. Zaten büyük olan hayranlığım iyice dağlara taşlara sığmaz hale geldi sayesinde :)
Daha sonra Kırmızı Kedi yayınevine yanaştım. Blogları gezerken not aldığım ve satıcı kişisinin de önerdiği Hüsnü Arkan'dan Mino'nun Siyah Gülü kitabını aldım.
Sonra sahaflarda bulamadığım bir Aziz Nesin kitabını, Bir Sürgünün Anıları'nı aramaya koyuldum. Yanaştığım rastgele bir standtaki dünyanın en iyi görevli kişisi kendilerinde de hikayelerinden toplanmış bir kitabın mevcut olduğunu ama her alışverişte çocuklara bağış sağlandığından bana Nesin Vakfı'nın standını tarif edeceğini söyledi. Senden çoğaltmak lazım, sayın görevli! :) O, eminim ki çok güzel tarif etti fakat ben bir türlü bulamadım. Sonra baktım böyle deli dana gibi bakınarak olmayacak, bir önceki yazıda bahsettiğim yerleşim planından bulmak geldi aklıma. Penguen Dergi standının yanında durup açtım çarşafı...
Nesin Vakfı standı 309...
Penguene de bakıp yerimi anlayayım...
Penguen 209...
E bunlar karşı karşıya gözüküyor!!!
Kafa kaldırılır ve markette makarnaların yanında dikilerek "makarnalar nerde acıbaaaa" diye soran insan kıvamında olmaktan utanılarak standa ilerlenir. Tabii ilk önce bir müddet halime gülünür :))
Neyse ki bu üstün iz sürme tekniğim boşa gitmedi, kitabı buldum ve aldım :)
Cumartesi, çalışmayan kişi olarak imza günü kuyruğuna yine beni kurban etmeye karar vermişlerdi zaten. Bu sefer bahşişimi önceden aldım ;)
Bir de posterim var ama başarabilirsem onu imzalattıktan sonra göstericem :)
Yine cebimdeki tüm parayı anlattıklarıma yatırmanın dayanılmaz hafifliği ve huzuru içinde ikinci ziyaretimi de tamamladım.
Sonrasında sevgiyolu devamında tüketilen kumpir var ama zaten buraya kadar okuyup bana sinir olan Serrose'yi daha da çılgına çevirmenin alemi yok! :))
En iyisi, dönüş yolunda da ne kadar çok yağmur yağdığından şöyle üstün körü bahsedip, tüymek...
Vınnn....
:)